14 Haziran 2009 Pazar
KISA BİR DÜNYA TARİHİNDEN NOTLAR:
NİL Irmağının ülkesi, Bugünden 5100 yıl önce Mısır’da Menes adında bir kral iktidar sahibi idi. Kur’an ve Tevrat’ta Mısır krallarının ünvanı FRAVUNdur. Aynı zamanda çok büyük yetkilere sahipti.
Krallar, kalın ve uzun sütunlu, pek çok avlusu olan son derece görkemli, kocaman taşlardan yapılmış saraylarda otururlardı.Söyledikleri her şey yerine getirilirdi. Eğer isterlerse ülkenin bütün halkı onun için çalışmak zorunda idi. Kanunlara geçmemiş güçlü olduğunu gösteren töre tipi yasa idi.
Örneğin Kral Menes’ten sonra gelen Fravunlardan biri mö.2500 de yaşıyan KEOPS adlı bir hükümdar böyle bir emir vererek bütün Mısır halkını yani uyruklarını mezarının yapımı için çalışmalarını istemişti. Bu mezar dağ gibi kocaman olmalıydı. Sonuçta bu mezar yapımı gerçekleşti. Mezar günümüzde de ünlü “KEOPS PİRAMİDİ” adıyla hala ayaktadır. Tıpkı bir dağa tırmanır gibi her biri son derece büyük taşların üzerinden en üste kadar çıkabilirsin. İşte insanlar bu kocaman taş parçalarını sürükleyerek taşımışlar ve üst üste bir kule yapar gibi yığmışlar. O zaman hiçbir makine yoktu. Sadece tekerlek ve kaldıraçlarla bu dev iş yapıldı.Hep el gücü ile bu iri taşlar üst üste konuldu. Afrika sıcağında bunun ne kadar güç olduğu ortada.
Aşağı yukarı 30 yıl boyunca 100 bin insan tarlalarında ki işlerinin yanı sıra Fıravunları için didinip durdu. Çalışırken yorulurlarsa kralın adamları onları kamçıları ile zorluyorlardı. Bu şekilde dev gibi yükler taşındı ve yükseklere kadar kaldırıldı; hepsi krallarının mezarları içindi. Mezar yapımında “Kalın iplerle bağlanan, taş parçalarını öküz koşarak getiriyorlardı.İnsanlarda bu taş blokları üst üste koyuyorlardı. Örneğin Mısır tanrısı OSİRİS ve Kansı İSİS onlara göre güneşde başlı başına bir tanrıdır. Adıda AMON’dur.
Yer altında Çakal kafalı bir başka hüküm sürer; adı AMBİS’dir. Mısırlılar için her Fıravun Güneş tanrısının oğludur.
ESKİ MISIR DİNİNDE BAZI HAYVANLARDA KUTSALDI
Örneğin kediler, kimi tanrıların biçiminde olduğu düşünülür ve resimleri, heykelleri o şekilde yapılırdı. Aslan vücudu üstünde insan başı taşıyan bir tanrıları vardı. Adına “SFENKS ” denir ve çok güçlü olduğuna inanılırdı.
Örneğin: D ev bir sfenks heykeli piramitlerin önünde dururdu. Bu tanrı heykeli 5 bin yıldan fazla bir za mandan beri Fıravunların mezarlarını beklemekteydi.
Eski Mısır dininin en dikkate değer yanı; İnançlarına göre bir insan ölünce Ruhu vücudunu terk ederdi, ama RUH, vücudu herhangi bir zaman gene kullanabilirdi. Bu sebeple Mısırlılar için ölen be denin toprak olup ortadan kaybolması ruha karşı işlenmiş büyük suç sayılırdı. Dolayısıyla ölenlerin cesetleri saklanırdı. Ceset çeşitli mehlem ve bitki sularıyla ovulur ve uzun kesimli ş şeritler haline getirilen bezlere sarılırdı. Böylece iyi korunan cesetler hiç bozulmadan binlerce yıl kalıyorlar. Bu şekilde korunan cesetlere mumya deniliyor. Bu mumyalı cese tler ilk önce tahta tabutun içine konulurdu. Tahta tabut ise taş tabutun içine yerleştirilir. T aş tabut toprağa gömülmez, kayaları içine oyulmuş mezarlara konulurdu.
Bu taş mezarla r, vücudunu ziyaret etmek isteyen ruh geldiği vakit ihtiyaçlarını karşılayacak bir biçimde yap ılmışlardı. Bu nedenle mezar odalarına yiyecekler, mobilyalar, giyecek eşyaları ve resim ler konurdu. Özellikle ölenin bir resmide mezarın içinde bulunurdu. Amaç ruh gelince kendi cesedini bulsun.
HİYEROGLİF (Kutsal İşaretler)
Bu güzel, karmaşık resimlerin yanında başka çizimlerde var. Daha küçük resmedilmiş baykuşlar, flamalar,çiçekler,çadırlar,böcekler,kaplar ve bunlardan başka bir takım çentikli çizgiler, helezoni yan yana konulmuşlar. Bunlar resim değil, Mısırlıların yazısıdır. Bu yazıya hiyeroglif denir. Anlamı kutsal işaretlerdir.
Hiyeroglif yazının çözümü bundan 180 yıl önce( bu eserin önsözünü 1996 yılında eser sahibi yazmış. yaklaşık 1800 lü yıllar olabilir.) bir taş kitabenin bulunması ile mümkün olmuştur.
Kitabenin özelliği çift dille yazılmış olmasıdır. Bir yüzü Hiyeroglif yazı, diğer yüzüde Yunanca ile tekrarlanmış. Çözüm karşılaştırılarak çözülmüştür.
HAFTADA 7 GÜN VARDI:
İlk insanlar birbiri ardınca gelen günleri adlandırma ve sırasını filanda düşünmezlerdi. Sonunda hafta kavramını buldu. Bu hafta kavramı Mısır’da değil Fırat ve Dicle adlı ırmak arasındaki ülkede bulundu. Burada iki ırmak arasında ki memleket anlamına gelen Mezopotamya’da bulundu Bu ülke Afrika değil Asya’dır.Bu ırmaklar Basra körfezine dökülürdü.
TUĞLANIN KEŞFİ
İ.Ö. 3100 de killi balçığa şekil verip sonra pişirerek tuğla ismi verilen yapı malzemesini icad etti. Bu tuğla ile evler yaptılar. Arkasından resim yazısına hiç benzemeyen ÇİVİ yazısıda Mezopotamya’da bulundu.
Yazı yumuşak killi camur üzerine kolaylıkla yazılıyor, sonrada pişirilip tuğla tabletler oluşturuluyordu.
TEVRAT DİYORKİ:
Mısırlılar İsrail oğulların9 kendi hizmetlerinde tuğla ve çanak çömlek yapımı gibi işlerde acimasız biçimde çalıştırıp hayatı onlara zehir ettiler. Sonunda Hz.Musa onları Mısır’dan çöle doğru kaçırıp kurtardı. Bu mesele İ.Ö.1250 de oldu.
BİLGE ve ADALETLİ KRAL HZ.SÜLEYMAN İ.Ö.1000da egemenlik kurdu. Hz.Süleyman görkemli ve süslü tapınağı komşu ülkelerden gelen mimarlar yaptılar. Yahudiler değil.
Yahudi Tapınaklarında hiç resim heykel yoktu.Sadece tapınağın içine “ON EMRİN “yazıldığı yasa tableti konulmuştu.
Hz.Süleyman’ın egemenliğinden sonra Yahudi topluluğu bozuldu.Devlet, İsrail ve Yuda isim altında 2 ye ayrıldı. Ağır kanlı savaşlardan sonra bu iki devletten biri, İsrail 722 yılında Asurlularca fethedilip ortadan kaldırıldı. Arkasından Babil kralı Nabukad Nezar, Mısır’a savaşa giderken,İsrail’in içinden geçip İ.Ö.586 da Kudüsü yıktı. Yahudileri Babil’e tutsak olarak götürdü.
GİRİT: Mısır’a oldukça yakın olan bu adaya medeniyeti Mısırlılar getirdi.
GAVUR ÜNVANI:Osmanlıların Gayrı Müslümlere verdiği isimdir. Bu unvan aşağılama anlamında değil tanıtım anlamındadır. Örneğin İzmir, Osmanlı döneminde Hırıstiyanların ve Levantenlerin yoğun olduğu bölge idi. Halen Bu yeri geldikçe kullanılır.
ANTALYA KARAİN MAĞARASI:
İşte güney sahillerinin en gözde yeridir. Anadolu insanları İ.Ö.8 bin yıl önce tarla tarımına geçmişler ve çeşitli kentler kurmuşlar.
HATTİLER İ.Ö.2000 de Anadolu’nun Kızılırmak yayı içinde medeniyet kuran halktır.O tarihlerde kurdukları bağımsız kent devletleridir.. Gine yıllarda Asurlular güneydoğu ve Orta Anadoluya ticaret için sık sık geldiklerini öğreniyoruz.
HİTİTLER Hz.İsa’nın doğumundan 2 bin yıl önce Karadeniz yoluyla barışçı insanlar Anadolu’ya gelip Kızılırmak ve çevresine yerleştiler. Kısaca Orta Anadolu’daki yerli halk olan Hattilerle kaynaştılar. Aynı kaynaşan halk burada mö.1650de siyasal birlik kurdular.
ADALETİ Hititler kurdular. Devlette yasalar eşitlikçiydi. KADINlara büyük bir değer veriliyordu. Dinlerin her türlüsüne karşı çok hoşgörülü idiler.Bu halk kısa zamanda anadoluyu ardından Suriye’yi ele geçirdiler. Bu ahalinin başkentleri bugünkü ÇORUM Alacahöyük (Hattuşa) Beldesidir.
Hititler çok Tanrılı oldukları için gittikleri yerlerdeki halkla kaynaşmalarıda çok kolay oluyordu.
Hitit-Hatti halkı Güney Anadolu’da 500 yıl hüküm sürdüler yani Mezopotamya tarihine büyük katkıları oldu.
DAĞ HALKI PERSLER: Bugünkü İran’lıların ataları olabilir. MÖ.550-500 yıl yaşamış ilginç halktır. ASYA dağlarında doğası yani tabii huyu oldukça sert tabiatlıdır. Bu halk önce Asurluların sonrada Babillilerin egemenliği altında yaşamışlar. Cesur kralları Keyhüsrev Babili yıktı, ardındanda Adlarıda YABANİ insanlardı. Bu halk Mısır’ı fethetti.FRAVUNU yok etti. 3000 yıllık hanedanı sona ermiş oldu.
PERS KRALI DARA HARAÇÇI, Anadolu’nun Batı sahilinde İYON kentleri vardı. Halkı zengin ve ticaretçiydi. bu halktan DARA haraç istiyordu. İyonyalı ve Atinalılar birleşip haraççı Persleri yendi. Arkasından
YUNANİSTAN MÖ.5.YY da kuruldu.
MİNİK ÜLKEDE İKİ KÜÇÜK KENT: Yunanistan küçük bir yarımadadır. Birde çöl gibi öçkupkuru, yüksek dağlar ve taşlık içinde tarlalara sahip bir bölge idi. Halkı iyi beslenemiyor, Burada yaşıyan halk çeşitli etnik gruplara ayrılmıştı. Güneyde DORLAR, Kuzeyde İYONLAR ve EOLYA’lılar yaşardı. Bu insanların dilleri ve fiziki görünüşleri bakımından bir birlerinden pek farklı değillerdi. Sadece farklı LEHÇElerle konuşurlardı. Ve isterlerse birbirlerini anlayabilirlerdi.
Birde Yunanistan’da ortak bir kral yoktu. Onun için ayrı tek yönetim altında değildi. Her kent kendi başına bir dev let sayılırdı. En önemli ortaklıkları İNANÇ ve spordu onun için her dötr yılda bir araya gelip Olimpiyada spor yarışları yapıyorlardı. Bu halklar Yunanlılar, Dorlar, İyonlar, İspartalılar,
ve Atinalılardı. Birinciye son derece basit ZEYTİN DALINDAN yapılı taçı başına konurdu. bölgenin heykel ustalarıda yarışmayı kazananların heykellerini yaparlardı.
DORLAR İSPARTA yı MÖ.1100 de kurdular. Halkınıda tarlalarda köleleştirip çalıştırdılar.
SOYLU ATİNALI SOLON: Akıllı ve bilge dünyayı gezen kişidir. Atinalılar çok şey Solon dan öğrendiler. Ve sert yasaları değiştirip “SOLON ANAYASASI” nı yaptılar. Bu temel yasaya göre kentin yurttaşları ne yapılacağına kendileri karar vereceklerdi. Halk Pazar yerinde toplanır, yapacakları işleri oylama ile karar verip oylayacaklardı. Adı “Yunancada DEMOKRASİ” dir.
Yunancada kent, polis adı taşır. Kentle ilgili işlerede politika denilirdi. Ünlü yunan politikacısıda Perikles’dir.
BÜYÜK HALKIN BİLGE ADAMI:
Gerçi Çinliler, günümüzden 300 sene öncesine kadar saçlarını ördükleri biliniyor.
ÇİNCE’de 40 bin karekter(işaret) var, bazılarıda oldukça karışık ve çözümü de zor.
YENİ SAVAŞLARÇILAR VE SAVAŞLAR:
Çin Seddi 2000km den fazla olan bu görkemli yapı, sınıe suru olarak, mazgal ve kuleleri ile ovalardan vadilerden, dimdik dağlardan ve yüksek yerlerden hep aynı ölçüler ve uyum içinde tıpkı ırmak gibi akar gider. Bu akla durgunluk veren suru imparator Şİ HUANGDİ başlattı. Amacı Çinin sayıca çalışkan barışcıl kentli ve köylülerini bozkırın ateşli insanlarından korumaktı.( Orta Asya’nın sonsuz bozkırlarında savaşçı ve atlı birlikleri arada bir Çin e akan bu halklar Türklerin akrabaları idi. “HUN”adı verilen insanlar Türklerle birlikte Moğolların da ataları sayılır.
ÇİN DÜNYADA YÜZLERCE SOYLULAR,ASKERLER ve DİN ADAMLARI TARAFINDAN YÖNELTİLMEYEN BELKİ TEK ÜLKEDİR.ÇİN’i bilge ÖĞRETMENLER YÖNETTİ. Bir bilgenin soyu sopunun önemi yok. Kim gereken sınavları başarırsa memur olabilirdi. Hatta en yüksek devlet yönetimine getirilirdi. Bu sınav için binlerce işaretle yazma becerisine sahip olmak gerekirdi.
HAYIRLI HABER
Roma İmp. Avgustus İ.Ö.31 yılından, İ.S. 14 yıla kadar hüküm sürdü. Hz.İSA imp. Avgustus zamanında FİLİSTİN’de doğdu. O zamanlar Filistin kenti idi.
HZ.İSA’nın YASALARI’ndan
insanların zengin veya yoksul,soylu veya aşağı sınıfa ait, efendi veya köle, büyük bir düşünür veya küçük bir çocuk olmasının anlam ve önemi yoktu. “BÜTÜN İNSANLAR ALLAH’IN KULUDUR”.
Sonunda güya İsa (a.s) Yahudilerin kralı olmak istediği iftirasıyla hakkında dava açıldı. Romalı yönetici Pontius Pilatus’un emri ile isyancı diye ÇARMIĞA gerilerek idam edildi.
ETNİK kökeni açısından İSA(AS) Yahudi id. Bu nedenle çekemeyen Yahudiler iftirayı atmışlardı.
KATAKOMB( Yer altı mezar odası) İşte Hırıstiyanların ilk şehitlerinin adı azizler olrak anılır. Hırıstiyanlar bu mezarları HACI olmak için ziyaret ederler.Gizlice şehit mezarların çevresinde toplanırlar. Mezarlar kentin dışında, yollardan uzakta, toprak altındaki doğal mağaralarda gizlenmiştir.Bu mağaraların duvarlarında İNCİLİ anlatan resimler vardır. Birde bu yer altı katakomp(yer altı mezarlarında binlerce hırıstiyan gizlenerek yaşamıştır.
Örnek Kapadokya’da bu tür gizli kentler ÜRGÜP ve GÖREME’dir. (Konya merkezinde Sırçalı Medresenin yanında Yer altı hırıstiyan mezarı bulunmakta. Mezarın çevresi çok geniş birbirine geçişli odaları olan odaları var. Bu gizli yerleşim yerleri Roma’nın son dönemi ve Orta çağda olabilir.
23 Mayıs 2009 Cumartesi
ESKİ, ANTİK , ORTA ve YENİ ÇAĞ NOTLARI
Roma ordusunda paralı Hititli askerler bulunmakta ve Mabetlerde Kybele,Kybele diye tanrılarına dua ederlerdi.
Anadolu da ki kayalara kabartma olarak yontulmuş heykeller Hititlere aittir.
Hititlerde Ev Mimarisi. Evler bir veya iki odanın yan yana dizilişi ile yapılmıştır. Bu plan avlulu fakat organik değil. Duvar malzemesi tek kerpiçten, temel sokl taştan. Dam örtüsü ağaç kiriş, söğüt dalı veya kaba otlar en üstte çamur ve toprakla örtülüdür.
Neolitik Çağ da Ev ve yapı malzemesi, balçık yani toprağın suyla yuğrulmasıdır. Damın örtüsü için söğüt dalları, ağaç gövdeleri ve taş kullanılmış. Yine söğüt dallarından yapılı kulübelerde yaşamışlar.
Romada oturma ve yatma odaları mangallarla ısıtılırdı. Lambalarlada aydınlatılırdı.Tabii ki yağ yakılıp aydınlatılırdı.
SİVİL MİMARİ
SELÇUKLU EVLERİ PLANI özellikle evler bir avlu içinde bir veya iki katlı, duvarlar kerpiç, dam örtüsü düz ve saz otu, toprak ve çamurdur.Mutfağı, samanlığı yani hayvan yem deposu denebilir. Birde ahır hayvan barınağı gibi birimler servis hacimleri avlunun kenarıydı.
Müslüman evleri çıkmaz sokakta. Bodrum katı yok. Zemin katta mutfak var. Evler duvar çeşmeleriyle organik bir yerleşim olüşturur.
Gayri Müslüm Evleri. kargir yapı, dış yüzeyi bezemeli, ön cepheleri sütun başlıklı, birde öncephe üçgen alınlıklı ve bitki ve hayvan resimleriyle süslüdür. Demir furuşlara oturan ahşap cumbalı yapı yerden yüksekte. Evler bodrumlu. Pencereler sokağa açılmış. Kapı ve pencere kanatları zemin katta, genelde metal, üst katlar ise ahşap stordur. Geometrik yapı düzeni gösterirler.
BRONZ ÇAĞI
Toros dağları gümüş ve kurşun yataklarıdır. MÖ.3.binde Asyada Tunç madeni keşfedildi.
ANADOLU da mö 3.binde çanak çömlek önce elde arkasından 2 dakikada bir seramik çark aletiyle yapılmaya başlandı. Bronz çağı 1500 yıl sürdü. Yine bronz çağında karasabanın uç demiri döğme teknikle yapılıyordu.
HİTİTLERde MÖ.14-13.yy da Hitit heykelciklerinden cam olana rastlanılmıştır.
ORTA ASYA da MÖ.I.binin sonunda çömlekçi çarkı kullanılıyordu.
CAM
MS.3.YY da Roma da camlar sade ve nakışsızdı. Doğu Roma da yani 15.yy da Akdeniz kıyısında cam yapılıyordu. Örneğin cam bilezik.
MS.5.YY da Batı Roma da pencere camı yapılmış.
FRİG ALFABESİ, şimdiki alfabeye yakın. Fenike alfabesine yakın. GORDİYON kazısında yazılı malzeme çıkmadı. Alfabe Yunanlıları etkilemiş olabilir.
PERSLER ÇİVİ YAZISINI Ön Asya ‘da kullanmış en son halkdır.
LİDYA DİLİ henüz çözülemedi.
LİKYA DİLİ de çözülemedi.
KİKLOP TARZI KALE DUVAR örme tekniği: Birbirine geçmeli taş örgü yapısı Helenistik dönemdir. Duvar örgüsü genelde harçsızdır.Hellen dönemde ki kiklop örgüsü, kiklop işi Yun.T. Tarih öncesi devirlerde çok büyük taşlarla harçsız olarak yapılmış duvar örgüsü. Köşelerde iki delikli ve yığma deliğin içine kurşun dökülmüş köşeye konmuş ve taş bağlantılıdır. Kikylop tarzı duvar çokgen taşlardan yapılmış-kesme taştan duvarlar sıralaması sağlıksız. MÖ.4.yy duvarlar bazen bal peteği gibi izlenim verir, bazende çokgen ile dörtgen arasındadır. Bu örgü biçimi dış yüzden baklava formunu koruyarak yüzeyinin kaba bir dış yüzey oluşturduğu baklava yüz, yüzeye yivlerle yada birbirine koşut ufak çizgilerle belirli belirsiz değiştirilir18 Mayıs 2009 Pazartesi
TÜRK EVLERİ: Anadolu’da tek odalı megaron evlere denir. Yapı malzemesi: tuğla,ahşap,kalas taşıyıcı ve dolgu sistemli taş kırıntısıdır.
HORASAN HARCI: adını Horasan şehrinden alıp karışımı kum,kiremit tozu, sönmüş kireç,kömür cürufu su ile karıştırılıp harç yapılır.
KİREÇ HARCININ KEŞFİ: MÖ.3.YY da Helenli ustalar, Helen imp. döneminde keşfetmişler. Karışımı: volkanik kül, kireç ve su karışımıdır.
HİTİT EVLERİ: Düz damlı, duvar örgü malzemesi kerpiç , kerpiçler arası arası çamur harçla yapılmıştır. Birde taş duvar örgüde sandık biçimli blok taşlar harçsız üs üste konarak yapılır.
HİTİTLERDE BOĞA VE GEYİK HEYKELLERİ görülmektedir. Hatta Hitit tanrısı boğaya tapıyor.Yine Boğa yol göstericidir.
ANADOLU’DA Hatti ve Hititlerde Geyik semboldür., Orta Asya’da da boynuzlu Geyik semboldür.
HZ.NUH: MÖ.5500 yıl.da yaşamış. Tufan mö.5500 den önce olmuş.? Nuh’un gemisi buharla çalışan mekanik malzemeden yapılmış. Kayn: Kırmızı Çizgi Dergisi yıl.2005
ŞOK… MS.7.yy da Araplar diyorki Rumlarla savaşırsak Rum kadınlarına tecavüz ederiz.
ARKEOLOJİK BULGULARA GÖRE ,TEVRAT’ın Tekvin bölümünde İbrahim peygamber mö.2000 yılında ortaya çıktı . Bir başka görüş mö.2100.yılı dolaylarında doğduğunu “SirLeonard Walley 1935 yılında neşretiği eserinde yazmıştır. Babası üst düzey bir devlet yetkilisidir.Hz.İbrahim’in yasalarından BABİL kralı Hamurabi mö.1910 da yararlandı.Bu yasaları Fransız arkeolog ortaya çıkardı.
HZ. ADEM’İN BOYU:
Tanrı ,Adem’e üç arşın boy verdi ama,levihler (Tanrı takdirinin,olmuş ve olacak şeylerin yazılı olduğu levha) de, ruhlarda ne var, ne yoksa hepsini de ona gösterdi.Adları öğretti de ona, ta sona dek ne olacaksa önceden önce, hepsini öğretti. Not: Bir arşın 68cm.dir. Kayn: Mesnevi c.I-II. çev: A.Baki Gölpınarlı.
7 Mayıs 2009 Perşembe
ÇORUM MÜZESİNDE TEŞHİR OLUNAN MÖ.3.BİNE TARİHLENEN ANADOLU YERLİSİ
HATTİ’Lİ SOYLUNUN TEŞHİRİ:
İskelet mezarda yarı hoker biçimde sağ tarafına yan yatırılmış vaziyette defin edilmiş. Büyük ihtimal başı güneye bakmakta ve coğrafi yön olarak Filistin veya Hicaz olabilir. Kabeyi ilk defa bütün gelecek peygamberlere rehber olsun diye Hz. Adem’in inşa ettiği rivayet edilir.
İskelet döneminin insanından yani Hititlilerden uzuncadır. Başında altın halesi, kolunda altın bileziği bulunmaktadır. Mezar içinde daha önemlisi Hitit Güneş sembolü ile Geyik heykelcikli tören sembolü ve P.T. testicikler yer almıştır.
3 Mayıs 2009 Pazar
SÜRYANİ DİLİ VE RUHLARIN SÜRYANİCE KONUŞMASI
Süryani sözlüğü Ruhlar(canlar) sözlüğüdür. Ruhlar Süryanice konuşur. Divan ehli yani büyük meclis sahipleri veliler, Peygamberler, çok kısaltılmış ve geniş anlamlı olduğu için Süryani sözleriyle hitap ederler.. Arapçada buna ulaşacak bir söz yoktur. Ancak Kur’an hariç. Arap dili Süryani sözleriyle karıştırıldığı vakit gayet güzel ve anlamlı olur. Süryanice hecelerden meydane gelir. Her hece çok anlam taşır. Allah kullarına merhametinden dolayı, hikmetleri(sır) öğrenmesinler diye, bu bilimi insanlara perdeledi,yani gizledi. Çünkü varlıklarında (yani vücutlarında ) karanlıklar vardır. Bu halde iken öğrenirlerse helak(yani mahvolurlar). Süryani kelimeleri diğer dillere saridir yani sürükleyicidir. Bütün diğer dillerde mevcut olan hece harfleri Süryani dilinde de manalara haizdir. Örneğin Arapça dilinde Ahmed ismi, bu isimle adlanmış olan şahısa yol gösterir. Harekesiz olan A’ nın ayrı bir manası vardır. Keza M’ harfi ayrı, D’ harfi ayrı manalara gelir. Yine Muhammed kelimesi Arapçada kimin adı ise o şahsı gösterir. Süryanicede ise M’ harfi başka, H’ başka, yine M’ başka, D’ başka manalara gelir. Bütün diğer kelimelerde böyledir.
Örneğin Peraklit kelimesi İbranicedir. İslam peygamberi Muhammed’e isim olarak kullanılmıştır. Süryani dilinde ise bütün harfler ayrı ayrı anlamaya yol gösterir. Fakat insanoğlu zamanla
cehaletinden dolayı bunları anlamaz olmuştur. Süryani dilinin esas olarak ortaya çıkmasıyla yani icadıyla saf bir marifet elde edilir ki, bunda cehalete yer yoktur. Çünkü Süryanicede konuşmaktan ziyade manaya dalmaktır, yoksa kelime kalabalığı gaye değildir. Bunun için Süryanice konuşmağa ancak büyük keşif sahibi veliler muktedir olabilirler. veya bu mertebedeki yani bu derecedeki ruhlar konuşabilirler.
Meleklerde ustalık yapmak için yaratıldıklarından onlarda bir harf ile veya birkaç harf işaretle konuşurlar.
Adem (as) dan sonra zamanla insanlar cehalet sebebiyle Süryani dilinde ki, harflerin anlamlarından saptılar. Kelimelere anlam verebilmek için bir harfe başka harfler ilave etmek suretiyle kelime teşkiline mecbur kaldılar. Bu şekilde kelime denilen sözler meydane geldi. Bu süreçtede Süryani dilide kayboldu.
Örneğin HAİD: Arapça’da bir evi çeviren duvar demek. Süryanicede ise HAİD in başında ki H ‘harfi bu anlamı taşır. MA’ kelimesi Arapçada su demek. MA nın sonunda ki hemze, Süryanidilinde buna yol gösterir.
Allah bilir adını Adem (as) cennetten yeryüzüne indiği vakit ailesiyle sözleşmesi ezele (yani önceliksiz anlamları olan bilgiler dizisi olduğu için Süryanice konuşurdu. Adem’in evlatları içinde de Süryani dili değişmeden aslı üzerine devam etti.
İdris (as) den sonra bu dil bozulmağa başladı. Sonraki diller doğmağa başladı. Süryani dilinden ilk bölünen dil HİND dili oldu. Hindçe, Süryani diline en yakın olan dildir. Adem ( as) cennetten yeryüzüne indiği vakit Süryanice konuşurdu. Çünkü bu dil cennet ehlinin dilidir. Allah, Adem(as) 700 dil öğretti. Keza onun evlatlarından gelen veliler de bu 700 dili bilirler Fakat Adem ilk cennetten çıktığı vakit kullandığı dil Süryani dili idi.
Önemli bir örnek “küçük çocukların diline dikkat edilirse onların dilinde Süryani sözleri çok işitilir. Adem(as) çocuklara bütün konuşmasında yiyeceklerini anlatmakta, hep Süryani diliyle konuşması sebebiyle çocuklar Adem (as) terbiyesi üzere doğarlar. Kıyamete kadar bu konuşma usulü böyle gidecek. Çocuklar büyüdükçe çevresiyle münasebetten dolayı dilinde Süryanice kelimeler kalmaz. Örneğin meme emen bebek çoğu kez Ag, Ag gibi hecelerle konuşur. Sanki ağ demekle, Ey yüce Allah’ım, ey latif olan Allah’ım demek oluyor.Bir örnek daha su kelimesine Süryanicede (BU) denir. Süryani dilinde (BU) ismi tatlı demektir. Sanırım şimdi sene 1129 yani 12.yy ın başı derin derin düşünme gününde, Süryanice konuşan Batı ehlinden yani ahalisinden hiç kimse bilmiyorum.
KABİR DİLİDE SÜRYANİCE: çünkü kabir sorusu meleklerin ve ruhların konuştuğu dil Süryanice olduğu içindir. Sorulan, suale ölünün ruhu cevap verir. Ruh ise diğer ruhlar gibi Süryanice bilir. Ab.Aziz DEBBAĞ dan işittim- Süryani dilini her veli bilemez. Ancak Gavs (Allah’ın velileri) olan bilir. ADN kelimesi Süryanicedir, dedi. Bir kimse Süryaniceyi ve onun harflerinin esrarını bilirse, bu bilgisi ile Kur’an’ın batınını (yani iç yüzünü) anlamaya çok yardım eder.
Kur’an Levh-i mahfuzda (yani Allah tarafından takdir edilen şeylerin yazılı olduğu manevi levha yani tablet) Arapça yazılıdır. Fakat bazısıda Süryanice yazılıdır.
Süryanice olan bu yazı surelerin başında olan hurufu mukatta (yani Kur’an’ın 29. suresinde ki: ELİF, LAM, MİM; -ELİF,LAM,ELİF,RA, KAF,SAD,NUN GİBİ HARFLER. “Bu harfler sırdır. Eğer insanlar bunların anlamı bilse ve bunda işaret edilen sırrı anlasa hiç kimse Rabbinin emrine asla muhalefeti göze alamaz.
NOT: Evliyalar yanılabilir,Bu makale illada doğrudur denemez.
Kay: Kitabul el İBRİZ,Ab.Aziz Ed Debbağ.
Süryaniler ve SüryanilikI,Komisyon.
Süryanilerin Kökeni,Yakub B ilge.
