2 Ağustos 2026 Pazar

Hz. İsa ve Bilinmeyenler


Hz. İsa'nın Doğumu ve Soyu

Yakup, Meryem'in eşi Yusuf'un babasıydı. Meryem'den, Mesih diye tanınan İsa doğdu.

Matta İncili'nde İsa'nın doğumu şöyle anlatılır: İsa'nın annesi Meryem, Yusuf'la nişanlıydı. Ancak birlikte olmalarından önce Meryem'in Kutsal Ruh'tan gebe olduğu anlaşıldı.

“Tanrı insanı kendi suretinde yarattı. Böylece insan Tanrı suretinde yaratılmış oldu.” (Kaynak: Kutsal Kitap)

“Tanrı'nın varlığı kendindendir.” (H. Yılmaz, Beyşehirli bilge insan)

Yeni Ahit'te İsa'nın yasal babası olarak anılan Yusuf, marangozluk yapıyordu. İsa'nın soy ağacı, İncil anlatılarında Kral Davut'a kadar uzanır.

İsa'nın MÖ 4 yılı civarında, Roma İmparatoru Augustus döneminde Beytüllahim'de doğduğu düşünülmektedir.

Ahmediye mezhebine göre İsa, çarmıhtan kurtulduktan sonra Keşmir'e gitmiş ve burada Asaf adıyla yaşamıştır. Ancak bu görüş, İslam dünyasındaki diğer yaygın yorumlarla örtüşmez.

Hz. İsa Evli miydi?

İsa'nın evli olduğu ve çocuklarının bulunduğu iddiası, dinler tarihi alanında tartışılan konulardan biridir. Ancak bu iddiayı kesin olarak kanıtlayan güvenilir tarihsel bir belge bulunmamaktadır.

İran asıllı akademisyen Prof. Reza Aslan'ın İsa hakkındaki yorumlarında, İsa'nın yaşadığı dönemin toplumsal ve dinî koşullarına dikkat çekilir. O dönemde otuz yaşında bekâr bir Yahudi erkeğin bulunmasının ne kadar olağan olduğu da bu tartışmalar kapsamında ele alınmaktadır.

Aslan'ın yorumlarına göre, İsa'nın “Mesih” olduğunu söylemesi yalnızca dinî bir iddia olarak değil, siyasi anlamlar taşıyan bir söylem olarak da değerlendirilebilir.

Mesih kavramı, Yahudi geleneğinde Davut'un soyundan gelecek ve onun krallığını yeniden kuracak kişi beklentisiyle ilişkilendirilir.

İsa'nın Ailesi ve Kardeşleri

İsa'nın konuştuğu dilin Aramice olduğu kabul edilir. Yaşadığı toplumun büyük bölümü gibi, onun da kırsal ve mütevazı bir çevreden geldiği düşünülmektedir.

Yeni Ahit'te İsa'nın kardeşlerinden söz edilir. Yakup, Simun ve Yusuf bu isimler arasında sayılır. Özellikle Yakup, İsa'nın ölümünden sonra Kudüs'teki ilk Hristiyan topluluğunun önemli liderlerinden biri olmuştur.

İsa'nın kardeşlerinin bulunduğu yönündeki İncil anlatıları, Meryem'in sürekli bakire kaldığını savunan Katolik öğretisiyle ilgili teolojik tartışmalara da konu olmuştur. Bu konuda Hristiyan mezhepleri arasında farklı yorumlar bulunmaktadır.

İsyankâr ve Yoksul Bir Köylü Olarak İsa

Prof. Reza Aslan'ın yaklaşımından hareketle İsa'nın yaşadığı dönemin siyasi ve toplumsal koşulları üzerinde durabiliriz.

İsa, Roma İmparatorluğu'nun egemen olduğu bir dönemde yaşadı. Dönemin yoksul insanlarına ve toplumun dışına itilmiş kesimlerine seslendi. Onun mesajı, dinî olduğu kadar toplumsal sonuçlar da doğurdu.

Böylesine büyük bir imparatorluğun hâkim olduğu bir dönemde ortaya çıkan, yoksullara ve kimsesizlere seslenen bir insanın hayatı neden hâlâ ilgi çekiyor?

İsa'nın yaşamı, inancı, adalet anlayışı ve insanlara yaklaşımı, onu tarih boyunca araştırılan ve tartışılan kişilerden biri hâline getirmiştir.

Hz. Muhammed'in de İsa'ya saygı gösterdiği ve onu övdüğü İslam geleneğinde önemli bir yer tutar.

Ölü Deniz Tomarları ve Arkeolojik Keşifler

Ölü Deniz Tomarları ve diğer arkeolojik buluntular, eski Yahudi toplumunun tarihini ve dinî düşüncesini anlamamıza yardımcı olmaktadır. Bununla birlikte, bu buluntuların tamamı İncil'deki anlatıları veya dinî iddiaları kesin biçimde kanıtlamaz.

Hristiyan inancında İsa Mesih, Tanrı'nın insanlara kendisini en açık biçimde gösterdiği kişi olarak kabul edilir.

Büyük dünya dinlerine baktığımızda Buda, Muhammed, Konfüçyüs ve Musa gibi önemli şahsiyetlerle karşılaşırız. Bu kişilerin Tanrı hakkındaki görüşleri ve kendilerini nasıl tanımladıkları birbirinden farklıdır.

Hristiyanlıkta İsa'nın kimliği, Tanrı ile ilişkisi ve Tanrı'nın Oğlu olarak kabul edilmesi inancın merkezindedir. İsa'nın sözleri ve özellikle Baba ile ilişkisine dair ifadeleri, Hristiyan teolojisinde önemli bir yere sahiptir.

İncil'de şu ifadeye yer verilir:

“Beni görmüş olan, Baba'yı görmüştür.”

(Kaynak: Yuhanna İncili, 14:9)

Tanrı'ya Baba Diye Hitap Edilmesi

Dr. Zakir Naik, konuşmalarında matematik ve bilim üzerinden İslam inancını ve Tanrı'nın varlığını savunan görüşlere yer vermektedir.

İncil'de Tanrı'ya “Baba” diye hitap edilmesi, Hristiyanlık ile diğer dinler arasındaki önemli teolojik farklılıklardan biridir. Bu hitabın Aramice kökeni ve anlamı konusunda çeşitli yorumlar bulunmaktadır.

Matta İncili'nde İsa'nın şu sözleri aktarılır:

“Yeryüzünde kimseye baba demeyin. Çünkü bir tek Babanız var, O da göksel Baba'dır.”

(Kaynak: Matta, 23:9)

Bu ifade, dinî otorite, manevî rehberlik ve Tanrı'nın konumu hakkında farklı yorumlara konu olmuştur.

Dinlerdeki Çarpıcı İddialar

Prof. Mehmet Aydın ve Dr. Lütfü Özşahin'in dinler hakkındaki değerlendirmeleri, dinî metinlerin ve tarihsel anlatıların eleştirel biçimde incelenmesinin önemini ortaya koymaktadır.

İsa ile Mecdelli Meryem arasındaki ilişki, tarih boyunca çeşitli tartışmalara konu olmuştur. Bazı modern yorumlarda Mecdelli Meryem'in İsa'nın eşi olduğu öne sürülse de bu iddia, tarihsel açıdan kanıtlanmış bir bilgi değildir.

Kur'an'da İsa'nın da diğer peygamberler gibi insan olduğu vurgulanır. Bununla birlikte, İsa'nın evlendiği ve çocuk sahibi olduğu yönünde Kur'an'da açık bir ifade bulunmamaktadır.

İsa'nın evli olduğu iddiasının Hristiyanlığın temel inançlarını geçersiz kıldığı yönündeki görüş de tartışmalı bir yorumdur. Hristiyanlıkta İsa'nın ilahiliği, evli olup olmadığına değil, onun kimliğine ve Tanrı ile ilişkisine dair inançlara dayanır.

Mecdelli Meryem ve İsa

Mecdelli Meryem, Yeni Ahit'te İsa'nın takipçilerinden biri olarak anlatılır. İncil metinlerinde İsa'nın ayaklarına dokunulması, ayaklarının yıkanması ve çeşitli kadınların İsa'yla birlikte yolculuk etmesi gibi olaylar yer alır.

Ancak Mecdelli Meryem'in İsa'nın eşi olduğu veya onunla evlilik yaşadığı yönünde kesin tarihsel kanıt bulunmamaktadır.

İsa'nın Kardeşleri ve İslam'daki Yeri

Yeni Ahit'te İsa'nın kardeşlerinden Yakup, Simun ve Yusuf gibi isimlerle söz edilir. Bu anlatılar, Hristiyanlık tarihinde aile, inanç ve topluluk ilişkilerinin anlaşılması bakımından önemlidir.

Kur'an'da İsa'nın öldürülmediği ve çarmıha gerilmediği, durumun onlara öyle gösterildiği ifade edilir. İslam düşüncesinde bu ayetlerin nasıl yorumlanacağı konusunda farklı açıklamalar bulunmaktadır.

Allah'ın mekândan münezzeh olduğu düşüncesi, İslam kelamının temel konularından biridir. Bu nedenle Allah'ın İsa'yı “katına yükseltmesi” ifadesi de farklı teolojik yorumlarla ele alınır.

Stephen Hawking ve Dahiler

Büyük Patlama kuramı, evrenin geçmişte çok sıcak ve yoğun bir durumdan genişlemeye başladığını açıklar. Evrenin başlangıcı ve zamanın doğası, fizik ve kozmolojinin en önemli araştırma konuları arasındadır.

Stephen Hawking, evrenin oluşumu ve bilimsel düşünce üzerine yaptığı çalışmalarla tanınır.

İnsanlık tarihindeki en önemli gelişmelerden biri konuşma ve dil becerilerinin gelişmesidir. Dil sayesinde insanlar fikirlerini aktarabildi, birlikte çalışabildi ve daha önce mümkün görünmeyen işleri gerçekleştirebildi.

İnsanlığın büyük başarılarının önemli bir bölümü iletişim ve iş birliği sayesinde ortaya çıktı. İletişim kuramamak ise insanların karşılaştığı sorunlardan biri olmaya devam etmektedir.

Hawking, evrenin bilimsel yasalar çerçevesinde anlaşılabileceğini savunmuş ve bilim ile dinin bilgiye ulaşma yöntemleri arasındaki farklılıklara dikkat çekmiştir. Ona atfedilen sözler yayımlanmadan önce özgün kaynaklarından kontrol edilmelidir.

Homo Sapiens: Bilge İnsan

Homo sapiens, günümüzde yaşayan insan türünün bilimsel adıdır. Modern insanın yaklaşık 300 bin yıl önce Afrika'da ortaya çıktığı kabul edilmektedir.

İnsan evrimi araştırmaları, insan türünün tarihini fosiller, genetik veriler ve arkeolojik bulgular aracılığıyla incelemektedir.

En eski insan atalarına ait fosillerin önemli bir bölümü Doğu Afrika'da bulunmuştur. Örneğin, yaklaşık 3,2 milyon yıllık olduğu belirlenen ve “Lucy” adıyla bilinen Australopithecus afarensis fosili, insan evriminin anlaşılmasında önemli bir yere sahiptir.

Biyolog Prof. Dr. Deniz Özsoy'un görüşleri çerçevesinde evrim biyolojisi, canlı türleri arasındaki akrabalık ilişkilerini açıklamaktadır. İnsanların yaşayan en yakın akrabaları şempanzeler ve bonobolardır.

İnsan biyolojisindeki çeşitlilik, ten rengi ve diğer fiziksel özellikler üzerinden yapılan geleneksel ırk sınıflandırmalarının bilimsel açıdan yeniden değerlendirilmesini gerektirmiştir. İnsanların genetik yapıları büyük ölçüde ortaktır.

Galatlar Kimdir?

Galatlar, MÖ 3. yüzyılda Balkanlar üzerinden Anadolu'ya gelen Kelt kökenli topluluklardı. Zamanla Orta Anadolu'da, özellikle Ankara ve çevresinde yerleştiler.

Yerleştikleri bölge Antik Çağ'da Galatya olarak adlandırıldı. Galatlar, Anadolu'nun siyasi ve kültürel tarihinde önemli bir rol oynadılar.

Yunanlılar ve Romalılar, Kelt topluluklarını farklı adlarla anmışlardır. Galatlar, Roma ve Helenistik dünyayla çeşitli ilişkiler kurmuş, zaman zaman ordularda paralı asker olarak da görev yapmışlardır.

Antik kaynaklarda Galatların fiziksel görünüşleri, savaşçılıkları ve yaşam biçimleri hakkında çeşitli tasvirler bulunur. Ancak bu tasvirlerin bir bölümü dönemin yazarlarının bakış açısını yansıttığından dikkatle değerlendirilmelidir.

Anadolu'daki Galat topluluklarının Roma döneminde Hristiyanlığı benimsemeleriyle birlikte bölgenin dinî ve kültürel yapısı da değişmiştir.

Erken Roma Uygarlığı

Roma uygarlığı, şehir planlaması, su mühendisliği, yollar, köprüler ve kanalizasyon sistemleriyle tanınır.

Romalılar, hamamları ısıtmak için gelişmiş sistemler kullandılar. Bazı bölgelerde yer altı kanalizasyon sistemleri kurarak şehirlerin sağlık ve altyapı sorunlarını çözmeye çalıştılar.

Su değirmenleri de Roma dünyasında kullanılan önemli teknolojiler arasındaydı. Bununla birlikte, bu teknolojilerin ilk kez kimler tarafından geliştirildiği ve kullanıldığı, dönemlere ve bölgelere göre değişmektedir.

Roma'nın mühendislik uygulamaları, sonraki uygarlıkların şehircilik anlayışını da etkilemiştir.

Yalburt Hitit Su Anıtı

Yalburt Hitit Su Anıtı, Konya'nın Ilgın ilçesi yakınlarında bulunan önemli bir Hitit dönemi arkeolojik alanıdır.

MÖ 2. binyıla tarihlenen anıtın, Hitit Kralı IV. Tudhaliya döneminde yaptırıldığı düşünülmektedir. Yapı, suyla ilişkili mimarisi ve taş bloklar üzerindeki hiyeroglif yazıtlarıyla dikkat çeker.

Yazıtlarda Kral IV. Tudhaliya'nın faaliyetleri ve başarıları hakkında bilgiler bulunmaktadır. Bu nedenle Yalburt, Hititlerin siyasi tarihi ve su yapıları bakımından önemli bir arkeolojik merkezdir.

Yalburt adı, bölgenin eski coğrafi adlandırmalarıyla ilişkilidir. Anıt, Hititlerin su kaynaklarını kullanma ve düzenleme konusundaki mühendislik becerilerine ışık tutmaktadır.

Eflatunpınar Hitit Su Anıtı da benzer biçimde suyla ilişkili mimarisiyle tanınır. Ancak iki yapının mimari özellikleri ve işlevleri ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Yalburt'taki kazı çalışmaları, Anadolu arkeolojisinin gelişmesine katkıda bulunmuştur. Kazı tarihleri ve araştırmacıların isimleri, ilgili arkeolojik yayınlardan kontrol edilmelidir.

Ilgın'ın Tarihi

Konya'nın Ilgın ilçesi, tarih öncesi dönemlerden itibaren yerleşime sahne olmuş köklü bir bölgedir.

Bölgede Hitit, Frig, Lidya, Pers, Helenistik, Roma ve Bizans dönemleriyle ilişkili tarihsel izler bulunmaktadır. Ilgın'ın eski yerleşim adları ve bu adların hangi dönemlerde kullanıldığı, tarihsel kaynaklar ışığında değerlendirilmelidir.

Ilgın, özellikle kaplıcalarıyla tanınır. Termal suları, antik çağlardan bu yana bölgenin önemini artıran unsurlardan biri olmuştur.

Karaköy çevresindeki eski yapı kalıntıları, Anadolu'da kullanılan geleneksel taş işçiliği ve duvar tekniklerinin incelenmesi bakımından önemlidir. İsodomik duvar örgüsü, düzenli ve benzer boyutlardaki taş blokların kullanıldığı bir yapı tekniğidir.

Ana Tanrıçadan Tanrı İnancına Geçiş

Eski toplumlarda dinî inançların ve tanrı tasavvurlarının zaman içinde değiştiği görülür.

Tarımın gelişmesi, yerleşik hayata geçiş, toplumsal iş bölümü ve savaşların artması, toplumların yapısını etkileyen önemli gelişmelerdi.

Ancak anaerkil toplumdan ataerkil topluma geçişi yalnızca saban tarımına veya savaşlarda erkeklerin üstlendiği role bağlamak doğru değildir. Bu dönüşüm, ekonomik, siyasi, toplumsal ve kültürel etkenlerin birlikte değerlendirilmesini gerektirir.

Akkad Devleti

Akkad Devleti'nin kurucusu Sargon, Mezopotamya tarihinde önemli bir hükümdardı. Sargon'un Sümer şehirleri üzerinde hâkimiyet kurması, bölgede geniş bir siyasi birlik oluşturması bakımından önemlidir.

Akkad dönemi, Mezopotamya'daki şehir devletlerinin siyasi ve kültürel ilişkilerinin değiştiği bir dönemdir.

Anadolu ile Mezopotamya arasında da ticaret ve siyasi ilişkiler bulunuyordu. Kültepe-Kaniş, bu ilişkilerin anlaşılmasını sağlayan önemli arkeolojik merkezlerden biridir.

Sargon'un Anadolu seferleriyle ilgili anlatılar, sonraki dönemlerden aktarılan metinlerde yer alır. Bu nedenle söz konusu anlatıların tarihsel güvenilirliği ve ayrıntıları dikkatle incelenmelidir.

Akkad hükümdarlarından Naram-Sin döneminde de Anadolu ve Mezopotamya arasındaki ilişkiler önemini korumuştur.

(Kaynak notu: Yunus Emre Enstitüsü Derneği notları, s. 60. Yayın bilgileri kontrol edilmelidir.)

Sisamlı Pisagor

Pisagor, Antik Yunan dünyasının önemli düşünürlerinden biri ve Pisagorculuk olarak bilinen düşünce geleneğinin kurucusu kabul edilir.

Geleneksel anlatılarda Pisagor'un Mısır ve Mezopotamya gibi eski uygarlıkların bilgi birikiminden etkilendiği belirtilir. Ancak yaşamına ilişkin birçok ayrıntı, sonraki dönemlerde yazılmış kaynaklara dayanmaktadır.

Mezopotamya, matematik ve astronomi alanlarında önemli çalışmaların yapıldığı bir bölgeydi. Sümer ve Babil uygarlıklarının matematiksel bilgileri, sonraki uygarlıkların bilimsel gelişimini etkiledi.

Pisagorcu düşüncede sayıların ve matematiksel ilişkilerin evrenin anlaşılmasında temel bir rol oynadığı kabul edilir.

Pisagor'a atfedilen düşüncelerden biri, evrenin bir bütün olduğu ve insan ruhunun bu bütünle ilişkili bulunduğudur. Ancak kendisine ait olduğu söylenen sözlerin önemli bir kısmı, doğrudan kendi yazılarından değil, sonraki kaynaklardan aktarılmıştır.

Pisagorcu gelenekte beden sağlığına, müziğe, ruhsal dengeye ve belirli beslenme kurallarına önem verildiği anlatılır.

Bu gelenekle ilişkilendirilen ilginç yasaklar ve öğütler arasında şunlar sayılır:

  • Terazinin üzerine basma: Adaleti çiğnememek.
  • Tahıl ölçeğinin üzerine oturma: Geleceği düşünerek davranmak.
  • Demiri ateşle karıştırma: Simgesel bir uyarı olarak yorumlanır.
  • Güçlü kişilerin öfkesini kışkırtmamak.
  • Aileye güvenilmez kişileri almamak.
  • Güneşe karşı işememek: Bazı yorumlarda alçak gönüllülükle ilişkilendirilir.

Pisagor'un ölümü hakkında farklı anlatılar bulunmaktadır. Bu nedenle onun öğrencileriyle birlikte öldürüldüğü yönündeki hikâyeler kesin tarihsel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Antik dünyada Dünya'nın evrendeki konumu ve hareketi üzerine farklı görüşler ortaya atılmıştır. Güneş merkezli evren fikrinin ilk biçimleri, sonraki astronomi çalışmalarına zemin hazırlamıştır.

Antik Yunan dünyasında matematik, geometri, astronomi, mühendislik ve heykeltıraşlık alanlarında önemli gelişmeler yaşanmıştır.

Dünya'nın Yaşı

Bilimsel araştırmalara göre Dünya'nın yaşı yaklaşık 4,54 milyar yıldır.

Yeryüzündeki en eski yaşam izleri, milyarlarca yıl öncesine uzanan jeolojik oluşumlarda araştırılmaktadır. Grönland'ın güneyinde yaklaşık 3,8 milyar yıllık kayaçlarda yaşamla ilişkilendirilen izler bulunmuştur. Bu izlerin niteliği ve kesin yorumu bilimsel araştırmaların konusudur.

İlk canlıların denizlerde ortaya çıktığı düşünülmektedir. Çok hücreli canlıların çeşitlenmesi yüz milyonlarca yıl önce hız kazanmıştır.

İlk omurgalılar da uzun bir evrimsel süreç içinde ortaya çıkmıştır. Canlıların tarihini anlamak için fosiller, kayaçlar ve genetik veriler birlikte değerlendirilir.

İnsan Evrimi ve Homininler

İnsan evrimi, milyonlarca yıl boyunca gerçekleşen biyolojik ve çevresel değişimlerin sonucudur.

İnsanlar, şempanzeler ve goriller gibi diğer büyük insansı maymunlarla ortak atalara sahiptir. İnsanlar günümüzde yaşayan maymun türlerinden türememiştir; insanlarla diğer büyük insansı maymunların evrimsel soyları ortak atalardan ayrılarak farklı yönlerde gelişmiştir.

İnsan soyunun erken üyelerinin iki ayak üzerinde yürüme becerisi geliştirmesi, ellerin farklı işlevlerde kullanılmasına olanak sağladı. Alet kullanımı, beslenme biçimleri, toplumsal yaşam ve beyin gelişimi de insan evriminin önemli parçalarıdır.

İnsan beyninin büyüklüğü, evrim sürecinde değişmiştir. Ancak insanın bilişsel gelişimini yalnızca beyin hacmiyle açıklamak yeterli değildir.

İlk İnsanların Ortaya Çıkışı

İnsan evriminin erken dönemlerine ait çok sayıda fosil, Doğu Afrika'da bulunmuştur. Omo Nehri çevresindeki fosiller, modern insanın erken tarihini anlamak açısından önemlidir.

İklim değişiklikleri, yaşam alanlarının dönüşümü ve besin kaynaklarındaki farklılıklar, insan evrimini etkileyen unsurlar arasında yer almıştır.

Anadolu'nun kültür tarihini inceleyen Ord. Prof. Dr. Ekrem Akurgal'ın çalışmaları, Anadolu'nun tarih öncesi ve tarihî dönemlerini anlamak bakımından önemli kaynaklar arasındadır.

Paleontoloji: Taşıl Bilim

Paleontoloji, geçmişte yaşamış canlıları fosiller aracılığıyla inceleyen bilim dalıdır.

Paleontologlar fosilleri, kayaçları ve jeolojik verileri değerlendirerek canlıların evrimini, geçmişteki çevre koşullarını ve yaşamın Dünya üzerindeki tarihini araştırırlar.

Fosiller yalnızca eski canlıların nasıl göründüğünü değil, aynı zamanda yaşadıkları çevreyi, beslenme biçimlerini ve zaman içindeki değişimlerini anlamamıza da yardımcı olur.

Dünya'nın yaşı, yaşamın kökeni, insan evrimi ve eski uygarlıkların tarihi üzerine yapılan araştırmalar, geçmişimizi daha iyi anlamamızı sağlar.

Bilimsel araştırmalar geliştikçe eski bilgiler yeniden değerlendirilir, yeni bulgular ortaya çıkar ve insanlık tarihine ilişkin anlayışımız genişler.

HATTİ ÜLKESİNİN TANINMASI (Anadolu’nun en eski adı, Hatti ükesi)

İzmir’li Homeros’a göre Hatti halkının kimliği?



Antropolojik olarak iri yüz yapılı ve ulu insanlar. MÖ 2300 yılında Anadolu’ya Hatti Ülkesi deniliyordu. Ayrıca savaşçı halktı. Yazıyı bilmiyorlar. Ama zenginler. Yumuşak bakırla kalayı karıştırıp tunç dökebiliyorlar. Altın, gümüş takılar yapıyorlar. Kabartma heykeller yapıyorlar. Homeros’a göre, Odessela adlı kitabında anılan Kete halkından söz ederken, Kete’lerin Hatti’li ya da Hititli olacağını yazar. Fizyonomik, yani antropolojik anlamda iri yüzlü, top kafalı, minkâri iri kalın burunlu, meyilli alınları düz ve geniştir. Uzun boylu, gelişmiş fizyonomiye sahipler.


Hatti-Hitit ayrımı var.

Hattiler, orada yaşayan Mesopotamya halkı. Hititler sonradan geliyor. Hattuşa’yı işgal ediyor. O yüzden Hititler denmiş. (Kay.: Veysel Donbaz, Sümerolog)

Genetik DNA hakkında: California Üniversitesi Prof. Francisko, Dr. Ayala’nın Science dergisinde yayımlanan makalesi.

Homo sapiens olarak isimlendirilen modern insanların ortak bir atadan değil, yaklaşık 100 bin bireyden oluşan bir topluluktan geldiği savı belirtilmekte. Dr. Ayala, insan soy ağacını değil, genetik soy ağacını izledi. Genetik DNA analizine dayanıyor. Bu usulle en az 6 milyon yıl önce birbirinden ayrılarak iki tür oluşturan şempanze ve insandaki DNA sistemi karşılaştırılıyor. Ardından genelleme yapılarak iki DNA sistemi köklerinin, 60 milyon yıl önceki ortak ataya dek uzandığı hesaplanıyor.

FİZİKİ ANTROPOLOJİDE:

Güneş-Dil Teorisi ve o çağda revaçta olan Türk tezi, Yunanlıların da bu şekilde bulunduğunu ve binaenaleyh onların da aslen Türk olduklarını buyuran Gazi Atatürk.


Urugakina ve Hafgada Kitabı:

Sümer Reform Kanunu. Musa (a.s.)'ın getirdiği kitap Tevrat, kaynağını Yahudilerin köklerinin uzandığı eski Mezopotamya’daki Hafgada kitabından alır. Aynı biçimde On Emir de Urugakina ve Hammurabi yasalarına dayanır. Musa inançları Hristiyanlığı da etkiledi. (Kaynak: Büyük Ansiklopedi, "M" maddesi, s. 4094.)


Hammurabi Öncesi Kanunlar

  1. Urugakina Reformları

Hz. Musa, Sümer, Asur, Hitit vb. toplumların kullandığı çivi yazısını biliyordu.

Kay.: TDV (İslâm Ansiklopedisi), "M" maddesi. Musa, İsrailoğullarına gönderilen ve kendisine Tevrat indirilen peygamberdir. Müellif: Ömer Faruk Harman (Prof. Dr.).

Not: Musa, Mısır hiyeroglifini biliyor. Devletin üst görev yöneticisi olduğundan çivi yazısını öğrenmiş ve askerî, siyasî, diplomatik alanlarda yetişmiş.

Fenike Alfabesi

Fenike alfabesi tahminen MÖ 1050'lerde ortaya çıkmış. Fenikeliler, eski devirlerde yaşamış Sami soylu bir kavim. Çivi yazısının yerini Fenike alfabesi almış oluyor.

Fenike Yazısı:

Fenikeliler, kuvvetli Sami karakterli halktandır. Hadat veya Fenike tanrılarından Adonis veya Melkart gösterilebilir.

İran dini, Mitras kültü şeklinde Anadolu’da genişlemeye başlamış. Fakat oradaki kültlerle karışarak mister şeklini almış. İran dininin Yunan diniyle ne şekilde karışıp yoğrulduğuna dair Kommogene Kralı Antiyohos I’in Nemrut Dağı’ndaki mezar yazıtı bir fikir vermekte. (Kay.: Ege ve Yunan Tarihi, s. 534.)

Alfabeyi Yunanlılar, MÖ 8. yüzyılın başlarına doğru Fenikelilerden öğrenmişler.

Bir taraftan eski İyon yazısının foinikein adını taşıdığını bildiren tarihçi Herodotos... (s. 136.) Örneğin Fenike "alef" harfi, Yunan’da "alfa" olmuş.

Kenaniler kendilerini Kenanî olduğunu zannetmekteler. Kendilerine ne isim verildiği tam olarak bilinmemekte. Yani Hititler gibi Kenanî olduğu tahmin ediliyor. Kısaca, Fenike-Kenanî alfabesi tüm alfabelerin atasıdır.



Çivi Yazısı

Çivi yazısında iki bin kadar hece ve kelime işareti var. En çok kullanılanların sayısı ise bine yakındı.

Sümerler çivi yazısını kullanarak düşüncelerini ve hecelerin seslerini belirtmeyi başardılar. Fakat şekil yazısı olmadığı için öğrenilmesi de çok zordu.

Çivi yazısını, bazı değişiklikler ve eklerle Akatlar, Elamlılar, Babilliler, Asurlular, Hititler ve en son Persler kullandılar. Miladî 19. yüzyılda başlayan çivi yazısını çözümleme çabaları, birkaç arkeolog kuşağının birbirini takip eden araştırmaları sonucunda 20. yüzyılda tam anlamıyla başarılabilmiştir.


Çivi yazısıyla ilgili öğrenilmesi gereken bilgiler

1- Dikey çivi yazı işareti.
2- Yatay çivi yazı işareti.
3- Aşağı-yukarı çivi.
4- Köşe çengeli.

B- Hece işaretleri yalnız ses değerlerine sahiptirler.

C- Kelime veya kavram işaretleri (ideogramlar): Kelime işaretleri tek başlarına bir anlam taşırlar.

Çivi Yazısı Çözüldü, Nasıl?

Yazıyı çözen öncü yazı eski Persçe, ondan sonra Elamca ve Babilce. Bu üç dilli yazıtlar Ahamenid kralları dönemine aittir. Yazının çözümü Rawlinson'un on yılını aldı. Sankritçe'nin eski Persçeyle ilgisi var. Bu yakınlık, kelime anlamlarını ve gramatik özellikleri bulmasına yaradı. Ahamenid kral listesinde 300'den fazla işaret var. En son 790 satırlık, 8 yüzlü kil prizmayı çözmeye başladılar. Örneğin, sesli-sessiz harflerin bir arada yazıldığı heceleri tespit etti. En son 1906 yılında Boğazköy'de çıkan on binlerce tablette eski Babil yazı sistemi kullanılmış olduğu için kolayca okundu.

İlk okunan: NINDA-an-az-za-at-te-ni Watarma e kut te ni diye okuyan Çek bilginidir.

SİKKE İCADI

İlk sikkenin MÖ 7. yüzyılın son yarısında Lidyalılar tarafından icat edildiğini Herodotos bildirmekte, Lidya başkenti Sardes'te bulunmuş olan elektrondan (beyaz altından) yapılmış bakla şeklindeki en eski sikkeler tarafından ispatlanmıştır. Kay: Ege, Yunan Tarihi (sf. 185). Sikke, Lidya'dan İyonya, Ege Bölgesi ve Yunanistan'a geçmiş.

Eski Mısır Tarihi sf. 234: Mısır'dan çıkış, Hz. Musa Tutankamon döneminde MÖ 1346 yılı. Doğru, Musa'nın kavmiyle beraber çıkması gelir. Musa Peygamber'in tarihi şahsiyet olduğunu, Mısır'da bu din reformu zamanında yaşamış ve bu fikirlerinden faydalanmış, yani esinlenmiş olduğunu kabul ederler.

KENAN'ın ilk oğlu Sidon'un babası ve Hititlerin (İsraillilerin fethinden önce Kenan'da yaşayan halk. Bir de Anadolu Hititlerinin Güneydoğu Anadolu ve Suriye'de Geç Hitit krallıklarını kuran halkın torunları. Bu halkların ilişki derecesi bilinmiyor.) Yavusluların, Amarluların, Girgaşlıların, Hivlilerin, Arklıların, Semarlıların, Hanaklıların atasıydı. Kenan boyları sonra dağıldı.

SAM oğulları; Elam, Asur, Lut, Aram. Harran'ın oğlundan olan torun Lut Peygamber.

MUSA'nın Doğumu

Levili bir adam, kendi oymağından bir kızla evlendi. Firavun idaresinin baskısı neticesinde üç aylık bebeği Nil kıyısında sazlığa, sepet içine koydu. Sonuçta Firavun'un kızı bu çocuğu alıp sahiplendi, adını Musa koydu.

Musa ile Harun'un soy kütüğü: Levi soyundan olup adları şöyle: Gerşon, Kehat, Merari. Levi 137 yıl yaşadı. Kehat'ın oğlu Amram. Amram halası Yokavet'le evlendi. Yokavet ona Harun'la Musa'yı doğurdu. Amram 137 sene yaşadı. (On Buyruk)

Yahudilikte peygamberlik MÖ 5. yüzyılda yaşamış Malaki ile son bulmuş.

Adem'in Soyu

Şit, Kenan, Mahelalel, Yeret, Hanok, Metuşelah, Lemek, Nuh (a.s.). Hz. Adem'in Kayın (Karun) ile Habil adında iki oğlu dünyaya geldi.

Hanok'dan İrat doğdu. Kayın'ın torunlarından Ada adında kızı oldu. Ardından Silla adında bir kızı daha oldu. Tekrar Yuval, bir erkek çocuğu daha oldu.

Tuval-Kayın: Tunç ve demirden çeşitli kesici aletler yapardı.

NUH'un Oğulları

Sam, Ham, Yafet. Yeryüzüne yayılan bütün insanlar Nuh'un soyundan türemedir.

Yafet'in oğulları: Gomer, Yavan, Tuval, Tiras.

Gomer'in oğulları: Eşkenaz, Togarma.

ZAZA sözcüğünün kökeni Sümer tabletlerinde rastlanır. Tevrat'ta Yaramnel'in iki oğlundan birinin adı. Ayrıca Zazalar, Asur Kralı Şemşi Adat'ın zamanında varlar. (Kay: Eski Çağ'da Türkiye'nin Hatırlattıkları)

Kült: Etimolojik anlamda Latince tapınma anlamında. İkincisi din anlamında. Ayrıca "doğa üstü güçlere" saygı göstermek.

Sümerler-Mesopotamya: Landsberger'e göre Sümer vatanı Tilmen Adası (İnci Adası), Bahreyn'dir.

Gılgameş Projesi

Uruk Kralı Gılgameş, Dünya'nın akıllı insanı Uruk Kralı Gılgameş, en iyi arkadaşı Enkidu ve Utnapiştim idi. (Kay: Sapiens Yuval kitabı.)

GILGAMEŞ Projesi

Uruk Kralı Gılgameş, Dünya'nın akıllı insanı Uruk Kralı Gılgameş, "en iyi arkadaşı" Enkidu. Ve Nuh tufanında sağ kalan arkadaşı Utnapiştim idi. (Kay: Sapiens Yuval kitabı.)

İnsan Türünün Kısa Tarihi

İnsanlar ilk olarak 2,5 milyon yıl önce Doğu Afrika'da, Güney maymunu anlamına gelen Australopithecus adı verilen maymun cinsinden evrimleşti. Afstralos... Bilim insanları yaklaşık 150 bin yıl önce Doğu Afrika'nın tıpkı bizim gibi görünen Sapienslerle dolu olduğuna inanmıyorlar. Bilim insanları, 70 bin yıl önce Doğu Afrika kökenli Sapiens'lerin Arap Yarımadası'na doğru yayıldıklarını ve oradan tüm Asya ile Avrupa'ya dağıldığına inanıyorlar.


Homo sapiensler Arabistan'a vardığında Avrasya'nın çoğu insanlar tarafından mesken tutulmuştu. Örneğin, Sapiensler Ortadoğu ve Avrupa'ya ulaştığında Neandertallerle karıştı. Bu insanlar sapienslerden daha kaşlıydı. Beyinleri daha büyüktü ve soğuk iklimlere daha iyi adapte olmuşlardı. Çeşitli aletleri vardı ve ateşi kullanabiliyorlardı.

Homo sapienslerin son kalıntıları günümüzden 50 bin yıl öncesine tarihlenir. Neandertaller ise yaklaşık 30 bin yıl önce yok oldular. Flores Adası'ndaki son cüce insanlar da 12 bin yıl önce yok oldular.

Paleontoloji yahut taşıl bilim, yani (fosil bilim), fosilleri veri olarak Dünya'da yaşamın tarihini inceleyen bilim dalıdır. Yunanca palaios (eski), onto (varlık) ve logos (bilim) sözcüklerinden türemiştir. Dünya üzerinde yaşamış canlıları inceler. Paleontologlar ölmüş bitki ve hayvan fosillerini incelerler.

Doğunun Prehistoryası

Dr. Prof. Şevket Aziz Kansu diyor ki; medeniyet, kent hayatı, yazı, yasa ve matematik nehir vadilerinde; Nil, Fırat, Dicle ve İndus'ta doğmuştur. Example (örneğin): Mısır halkına ziraati öğreten kral Firavun Osiris'tir.

Prof. Dr. Sadri Maksudi Arsal diyor ki: Milliyetçilik ırsi duygudur. İnsan cemiyet hayvanıdır.

Tarihte İlk Para

Yaklaşık MÖ 3. binli yıllarda Mezopotamya'da ortaya çıktı. Bu para gümüş şekeldi. Bir şekel 8,33 gram gümüştü.

Tarihte ilk madeni para MÖ 640 yılında Lidya Kralı Alyattes tarafından Türkiye'nin batısında basıldı.

Kadına Karşı Şiddetin Meşru Tarihçesi ve doğal sonuç, şiddetin yazılı meşrulaştırması.

Hammurabi Kanunlarında MÖ 1760'lı yıllarda görüldü. (Mehmet Önal, hukukçu). Hammurabi kim? MÖ 1810-1750 yılları arasında yaşamış, Amori kökenli Birinci Babil Hanedanı'nın 6. kralı...

Dinler neden ortaya çıktı?

Dinler, yani (inanç sistemleri), bundan 40-50 bin yıl önce ortaya çıktı.

İlk din hangi ülkede çıktı? Eski İran'da MÖ 1400-1200 arası peygamber olarak kabul edilen Zerdüşt tarafından kurulan Zerdüştlük inancıdır.

Hammurabi, tüm Mezopotamya topraklarının hâkimi olan Babil Kralı, Sümer-Akad Kralıdır. 42 yıl hükmetmiş. 1901 yılında İran'da bulunan Hammurabi Kanunları Louvre Müzesi'ne teslim edilmiş. Hammurabi Kanunlarının esası Tevrat'a dayanır. Çoğu bilinmeyen Hammurabi yasaları 82 madde.

Nemrut Dağı Tümülüsü neden kazılmıyor?

Kommagene Kralı I. Antiochos'a ait anıt mezar olan bu tümülüs henüz kazılmadı. Kral I. Antiochos kendi tapınağını inşa ettirip kendini buraya gömdürdü. Kralın mezarının tam noktası henüz bilinmiyor. Ve tümülüse zarar vermemek için kazı yapılamıyor.

HİTİTÇE Nasıl Dil?

Hitit dili (Luvice ve Palaca ile beraber) birçok kola ayrılan, aralarında Hint-İran, Yunan, İtalik, Kelt, Germen ve Slav dillerinin de bulunduğu Hint-Avrupa dilleri grubundandır. İlk defa Çek bilgini Bedřich Hrozný, Hititçenin Hint-Avrupa dil grubuna girdiğini belgelemiştir.

Hece işaretleri yanı sıra, kelimelerin yerine geçen işaretleri de çivi yazısının yapısı kendisine yardımcı olmuştur.

Bilinen en eski Hint-Avrupa dili Hititçedir. Eski Hititçe metinler MÖ 16. yüzyıla tarihlenmektedir.

Çivi yazısında sözcüklerin yerini tutan işaretlerin (logogram) her dilde anlamları değişmektedir. Örneğin, 4 işareti Almanca, İngilizce veya Türkçe metinde vier, four, dört olarak okunur.

Hoşgörülü halk Hititler, İvriz Kabartmaları ve yazılı kaya gibi eserler bırakmışlar.

Tavananna, Hititlerin kraliçesi, okunuşu (Tuana). Anadolu'da ilk siyasi birliği sağlayan halk Hititler. Çok tanrılı inanca sahip olan Hititlerin kraliçesine Tavananna (Tuana) adı verildi.

Hitit Dili

Hiyeroglif yazıtlarda kullanılan dilin Hititçe olmayıp, Hititçeyle büyük benzerlikler gösteren bir türü olduğu saptandı.

Hititlerin başkenti Çorum Boğazköy (Hattuşa).

Anadolu'da ilk siyasi birliği sağlayan halk Hititlerdir. Çok tanrılı inanca sahip olan Hititlerin kraliçesine Tavananna adı verildi.

PANKUŞ adlı ilk danışma meclislerini kuran Hititler, kendilerine has hiyeroglif yazılarını geliştirmişler, Asur çivi yazısını yazı dili olarak benimsemişler. Hititler, Anadolu dillerinden Luvice ve Hititçe dillerini konuşmuşlar.

ANADOLU'nun Erken Halkları

MÖ 2. binde Anadolu (doğu).

Troia (Wilusa - Hititçesi İlios), Yalburt (Pedessa), bugünkü Ilgın ilçesi, İkuwania (Konya), Tarhuntassa (Çarşamba, Hatip, Karadağ, Kızıldağ), Arzawa/Mira (Apasa, Efes, Menderes), Miletus (Millawanda), Lukka: Winuwanda, Dinoanda (Talavatlos), Pinala (Pinara), Xantos (Awarno), Walma (Beycesultan), Eğridir Gölü, Pala: Karadeniz, Kaşka: Zuliya, Şapinuwa, Ankara (İnandık, Gordion, Gavurkale), Boğazköy/Hattum (HATTI, Alişar Höyük, Eski Yapar), Çekerek: Tapıgga (Maşat), Malidya (Malatya), Isuwa: Korucutepe, Mitani, Mittan, Mitanı, Mıttanı (Harran).

Özel Not: Megaron: Büyük salon, evin kadınlara ait bölümü.

İbrani sözcüğü, Fırat'ın öteki tarafından gelen göçmen ya da gezgin anlamındadır.

Mezar Kitabeleri

Lahit (sarkofaj), Heroon (mezar binası), Stele (mezar şahidesi), Xaire (here): Elveda. Hellen Dönemi'nden mezar taşı yazıtı.


OLYMPOSLU TANRILAR

Hestia, Demeter, Hera (altın sandallı Hera), Zeus; tanrıların ve insanların babası.

Zeus, Olympos Dağı'nı mekân tutmuş, kardeşleri ve çocukları ile beraber "evreni" buradan idare etmeye başlamıştı. Önce dağ olarak nitelenen Olympos, daha sonraları semavi yer olarak algılanmış. Fakat Olympos denince ilk akla gelen, Makedonya ile Teselya arasında bulunan 2.985 metre yüksekliğindeki dağda oturduğuna inanılır. Zeus, 1001 doruklu Olympos'un tepesine taht kurmuş. Diğer tanrıların sarayları ise daha aşağıdadır. Tanrılar insanlar gibi giyinir, öfkelenir, üzülür, acı çekerler. Kavgalara karışırlar, acı çeker ve yaralanırlar. Sadece Hades, yer altına hükmettiği için Olympos'ta oturmazdı.

Zeus'un kardeşleri ve çocuklarıyla beraber Olympos'tan dünyayı idare ettikleri için bu tanrılar 12 Olymposlu tanrı olarak bilinir. (sf. 25, Troya 26)

İONİA

Efes, Karabel, Batı Anadolu kıyıları. Şimdi yani günümüzde İzmir ve Aydın illerinin Ege Denizi kıyısındaki tüm batı kesimi ile Yunanistan'ın Sakız ve Sisam adalarını kapsıyor. (Ege Yunan Tarihi, sf. 80)

Halkının kökeni: Bölge adını Orta Yunanistan'dan gelmiş, Yunanistan'ın farklı dilini kullanan Hint-Avrupa göçmenlerinden almıştır.

İON adı eski Doğu belgelerinde Yaman ya da Yawan biçiminde geçer. Önceleri Anadolu'nun eski halklarından Lelegler, Karyalılar ve Lidyalılarca iskân edilen bölgeye MÖ 11. yüzyılın sonlarında, 10. yüzyılın başlarında gelmeye başladılar.

İyonlar MÖ 3000'li yıllarda, günümüzden beş bin yıl önce Anadolu'ya geldikleri anlaşılıyor. Hindistan'dan göçlerle Anadolu ve Mezopotamya'ya giren "Yavanos"lara Anadolu'da "Yavan" denmeye başladı. Yüzlerce yıl boyunca bu sözcük İyon diye Suriye'ye göç eden Yavanlara, orada İafes'in oğlu Yavan dendi. (Kay: Şakir Kabaağaçlı)

LİDYA

Başkenti Sardes. MÖ 12. yüzyılda kurulan Lidya Hükümdarlığı, Anadolu'nun batısında kurulmuş. Tarihte ilk defa madeni para basıp kullanan Lidyalılar, bastıkları parayı altın ve gümüşten değil, bu iki madenin alaşımı olan elektrum madeninden yapmaktaydılar. Strabon'a göre Sardes'te halk, tarihin ilk kerhanesini açan insanlar Lidyalılardır.

Lidya bölgesi, Hitit Çağı çivi yazılı belgelere göre MÖ 2. binde Assuwa adını taşıyordu.

ATALAR

Atalar; İbranilerin kendileri ile ahitleştiği üç atasına verilen ad: İbrahim, İshak ve Yakup.

Lidya bölgesi MÖ 2. bin yıl ortalarında Assuwa adını taşıyordu. MÖ 6. yüzyıldan itibaren Hellenleşmeye başladı. (Kay: Dr. Veli Sevin, Anadolu Coğrafya Tarihi, s. 176)

Hz. Nuh'a gemi yapmayı Sümer Tanrısı Enki öğretmiştir.

Hz. İbrahim, Ur şehrinin rahibi ve Türk.  (Kay: Reha Oğuz Türkkan)

GALATLAR

Kudüs, Avrasya ailesinden kavimlerin; Filistler, Hititler ve daha niceleri. Hatta bu kavimler krallık soyuna bile kanlarını karıştırmışlar. Örneğin Süleyman'ın Hititlerin oğlu olduğu... Bu çağda Yahudilere her yerde rastlıyorsunuz.

Mezopotamya'da ilk Türkler: MÖ 6 bin ile 4 bin yılları arası Subarlar, Sümerler ve Elamlar.

MÖ 3 binli yıllarda Anadolu'ya Hattiler, Luvilerin bir bölümü ve daha sonraki yıllarda Turska/Etrüskler ve Ulmekler göç ettiler. (Kay: Ord. Prof. Dr. Reha Oğuz Türkkan)

LUVİLER

Lidya, Hitit dilinde "ışık insanı" anlamında. Bu Luvi halkı MÖ 2300'lü yıllarda ortaya çıkmış. Örneğin Apollon adı, Luvi dilinde "su" anlamındaki "apa" sözcüğünden türemiş. LA-RA sözcüğü Luvice dilinden.

Asur Kanunlarında görülen acımasız yargı örnekleri; esirlerin kazığa oturtulması ya da derilerinin yüzülmesi, kesilmiş kafataslarından piramitler oluşturulması vb.

Eski Çağ'da Doğu ülkelerinde sıkça rastlanan kardeş evliliği, Hititlerde ölüm cezasıyla yasaklanmış. (Kay: Ord. Prof. Dr. Ekrem Akurgal, Anadolu Kültür Tarihi)

Sümer Tanrıçası İnanna ile kardeşi Dumuzi kardeştir. Dumuzi kelimesi zamanla Adem'e doğru evrilecektir. Mezopotamya'da Sümer egemenliği yerini Semitik uluslara bırakınca İnanna-Dumuzi kardeş yöneticiler yerine farklı uluslar için farklı adlar almış. İnanna, Marianna'ya, Meryem'e dönüşünceye değin birçok değişik adla anılmış.

Sümerlerin Bereket Kültü: İnanna. Sümerler, Mezopotamya'da MÖ 3200'lü yıllarda yazıyı kullanmaya başlamışlar.

İnanna, Sümerlerin aşk ve savaş tanrıçasıydı. Ay Tanrısı Nanna ile Gökyüzü Tanrısı Anu'nun kızıydı. Akat ve Babil'de ona İştar derlerdi.

MÖ 3500'lü yıllarda Sümerler, bilinen ve sembolü sesi belirlediği ilk yazıyı kullandılar. Bu Sümer yazısı; Akatlar, Elamlar, Babilliler, Asurlular, Hititler ve Urartuların elinden geçerek değişikliğe uğratıldı ve Fenikelilerde fonetik, yani sese dayalı dil oldu.

İYİ Tanımı

Çivi yazısı işaretleri konuşulamıyordu. Fenikelilerin icat ettiği Fenike alfabesiyle her harf ses değeri taşıdığı için konuşulan dil oldu, diye anladım. Yani çivi işaretlerinin alfabe harfleri gibi fonetik ses değeri yoktu. Alfabeye geçince harflerin değerleri bulunmuş oldu. Örnek: Fenike alfabesi.

Dipnot: İnsanlar günümüzden 1400 yıl önce çivi yazısını bıraktılar.

Arap Dili - Alfabesi

Arap alfabesinin, aslen Aramice alfabesinin varyantı olan Fenike alfabesinden evrildiği düşünülmektedir. Ayrıca Fenike alfabesinden İbranice ve Yunan alfabesi, daha sonra da Kiril ve Latin alfabesi ortaya çıktı.

Kadın Peygamberler

Kutsal kitabın Tevrat bölümünde beş kadın peygamber adı geçiyor. İlki Tevrat'ta geçen Meryem (Miryam); Musa Peygamber'in ve Kâhin Harun'un ablasıydı. Diğer üç kardeşin hepsi peygamberdi ve üçü de liderdi. Harun'un kız kardeşi peygamber Miryam, defini eline alıp çalarak kadınları def çalgısı eşliğinde oynamaya başlattı. (Kay: Ömer Sağlam, www.turansam.org)

Dikkat Not

İlk alfabe kabul edilen Sümer çivi alfabesidir. Modern alfabenin kökeni Fenikelilere dayanmaktadır. Bu Fenike alfabesi, Antik Mısır hiyeroglif alfabesinden esinlenerek oluşturulmuştur. Mısır hiyeroglifiyle Sami alfabesi arasında yakın ilişkiler vardı. Arapların, Yunanlıların, İbranilerin ve Latinlerin alfabeleri Fenike alfabesinden türemiştir.

ÖZEL NOT

Çatalhöyük'te MÖ 7. binli yıllarda, 5 bin ile 10 bin yıl arası insanlar yaşıyordu.

Akat İmparatorluğu'nun kurucusu B. Sargon. Asurlular sert yapılı ve çalışkandır. Kıvırcık sakallı ve lüle gibi uzun saçları var.

Hz. İbrahim; yasa koyucu Hammurabi'nin çağdaşı. Hammurabi, Hz. İsa'dan 1700 yıl önce yaşamış. Hammurabi yasalarının bazıları sert, adaletli. Kurallarından bazılarını Tevrat'ta görebiliriz.

Hz. İbrahim, Kantura oğullarından olup bir Türk kızıyla evlenmiş. Ketura adlı kadınla evlendiğinden bahsedilmekte. Türklerin Hz. Ali'ci olmaları da ondandır. (Kay: www.turansam.org, Turan Stratejik Araştırma Merkezi, Ömer Sağlam)

Arthur Koestler'in 13. Kabile araştırmasında Aşkenaz Yahudilerinin tarih sahnesinden silinmiş Hazar Türkleri olduğu savını ortaya koydu. Einstein'ın Yahudi olduğu zaten bilinen gerçek. (Kay: Reha Oğuz Türkkan)

ROMA TARİHİ

Roma kentinin tarihi değil; Roma, İtalya ve bütün Akdeniz ülkelerinin büyük cihan devleti tarihidir.

Roma kenti, Latince "çiçekler" anlamına gelen Florens adından türemiş. Roma adı ise kentin kurucusu İmparator Romulus'un adından türemiş. Roma'nın dili Latince olup, Hint-Avrupa dil ailesinin İtalik kolundandır.

"Roma cemaatini Romalı yapan Roma vatandaşlığı hukuku."

Roma sistemi şeklinde İtalya'dan dışarı çıktı. MÖ 2. yüzyılda Batı Akdeniz'e hâkim oldu, arkasından Doğu Akdeniz'e hâkim oldu. MÖ 44 yılında bütün Akdeniz dünyasını artık fiilen elinde bulunduruyordu.

Roma'nın cihan devleti 500 yıl sürdü. Kuruluş süreci de hesaba katılırsa bu devlet tam 1100 yıl devamla yaşama nasip olmuş.

ETRÜSKLER ve Türkçe

Etrüskler İtalyan halkı değil, Anadolu veya Ege'den Friglerin deniz yoluyla İtalya'ya kovduğu Anadolu halkıdır.

Fizyolojik yapıları; geniş omuzlu, kalın boyunlu, koca top kafalı ve küçük boylu halklar. Bu tanım resimlerde dilleri Anadolu Türkçesidir. İtalya'ya kent hayatını sokan Etrüskler, yani Türklerin ataları denebilir.

MÖ 1. binin başlarından itibaren İtalya'ya gelen Etrüskler, yarımadanın batısında Tiber Irmağı'nın sol sahili arasında kalan, Toscana adını alacak yere çıktılar. (Kay: Prof. Dr. Halil Demircioğlu)

Eski Çağlarda Devlete Karşı Gelme Cezası (Ağır Suçtur)

a) Babil İmparatorluğu'nda ceza, insanı diri diri ateşe atmak.
b) Roma'da çarmıha germek.
c) Mısır'da ceza idam etmek.
d) Asur'da boynunu kesmek.

(Bu cezalar devleti yok etmek isteyenlere uygulanır.)

Yunan tanrılarının anası olan Rhea, Girit kökenlidir. Gök Tanrısı Kronos ile evli olan Rhea, Zeus'u mağarada doğurur.

Bizans: Trakya'da Megaralı kolonistlerin kurduğu koloni kenti, bugünkü İstanbul.

Mezopotamya Hakkında Özel Bilgi

Sümer; Babil, Asur, Elam, Akat ve Arami gibi eski ve büyük medeniyetlerin doğduğu ve geliştiği uygarlığın coğrafi sınırları ise güneyde Basra Körfezi, kuzeyde Güneydoğu Toros Dağları, doğuda Zagros Dağları, batıda Suriye Çölü ile çevrilidir.

Sümerlerin asıl yurdu: MÖ 4. binin ortalarında Mezopotamya'ya geldikleri kabul edilen Sümerlerin asıl yurdunun neresi olduğu kesin bilinmemektedir. Çek bilgini Bedřich Hrozný'ye göre Sümerler kendilerine Kengerler derler. Kara kaşlı, kara gözlüdürler. Ayrıca saçlarını ve yüzlerini tıraş ederler. (Kay: Muazzez İlmiye Çığ)

Landsberger'e göre Sümer vatanı olarak önerilen yer Tilmen, yani İnci Adası (Bahreyn)'dir. Başka bir öneri de Sümer yurdunun Pencap ve İndus Vadisi olmasıdır.

Hammurabi 43 yıl saltanat sürmüş. MÖ 1728-1686 yılları arasında Mezopotamya'nın büyük-küçük şehir devletlerini işgal etmiş. Sümer-Akat ülkelerini imparatorluk hâline getirmiş. Eski Babil soyunun 6. kralı Hammurabi'dir.

İBRANİCE SÖZCÜKLER

Aliya: Yükselmek.
Amida: Kıyam, dua.
Atalar: Avot. Yahudilerin Tanrı'ya yaptığı ahdin üç atasına verilen ad: İbrahim, İshak ve Yakup.
Cizye: Baş vergisi.
Hazan: Cemaat temsilcisi.
Kaşer: Aşkenaz aksanı "köşer".
Musaf: Şabat ya da bayramda okunan ilave dua.

TÜRKÇÜLÜK

Türkçülük ırkçılık demek değildir. Ziya Gökalp ne diyor: "Irk atlarda olur." Türkçülüğün bir terbiye, bir hars (kültür) meselesi olduğunu hatırlatır.

Einstein'dan alıntı yaparak: "Deha ile ahmaklık arasındaki fark, dehanın sınırlarının bulunmasıdır." (Kay: Prof. Dr. İskender Öksüz)

Antik DNA - İnsan Göçleri

Yaklaşık 200 bin yıl önce Afrika'daki diğer türlerinden ayrıldığı düşünülen, anatomide insan olarak tanımlanan Homo sapiens başta Asya olmak üzere Avrupa ve diğer kıtalara yayılmıştır. (M. Tunç)

Yazı yoksa tarihte yok: Düşünün, insan dünyada on binlerce yıldır var. Afrika'dan 70 bin yıl önce çıkmışız. Fakat medeniyet dediğimiz şey 5 bin, taş çatlasa 5 bin 500 yıllık. İnsan bilgisini nesillerine kayıpsız aktaramadığı için geçmişinin yüzde doksan beşinde boşuna yaşanmış... Sonuç: Tarih yazıyla başlar.

MÖ 3 binli yıllarda Hind medeniyeti (sf. 162). İndus kentleri, Sümer kentleri gibi tepecikler grubundan teşekkül eder. İndus halkı, uzun kafalı Sümerli tiplerden birine yaklaşmaktadır. Levha 21'de Sümer modası gereği sakal tıraşlı, üst dudak ve enseye doğru toplanmış uzun saçlar görülmektedir. Ayrıca dolikosefal olan daha yüksek tip Avrupa-Afrika ve Akdenizli tesmiye olunmuştur. Üçüncü olarak Alpli veya Armenoid brakisefal bir tip, Akat'ta Kiş'te olduğu gibi temsil edilmiştir. (Kay: Doğunun Prehistoryası, V. Gordon Childe, TTK, sf. 164)

SÜMERLER ve DİL

Yazı: Mezopotamya'da 18 büyük Sümer şehir devletinin surlarla çevrilmesi MÖ 4. bin yılı başlarına uzanır. Sümer dili MÖ 3300 yılından MÖ 3000 yılına yakın gelindiğinde bölgede en az 12 şehir devleti vardı. Sümer döneminde Mezopotamya'da 18'i büyük olan yaklaşık 35 şehir ve kasaba vardı.

MÖ 550'de Eski Yunanistan'da Balkanlara göç eden Yunan kabilelerinin kurduğu Yunan şehir (polis) devletleri aynı zamanda demokrasinin ilk temellerinin atıldığı yerlerdir.

Sonuçta Akatlar tarafından çökertilmesi sonrası Sümerler bir daha eski hâline gelemedi. İnanışlarını etkilediği gibi Fenike-Yunan ve Roma bağlantısıyla da günümüze ulaştı. Sümerler MÖ 2000'li yıllarda bağımsızlık ve kimliklerini kaybettiler. Kendilerine has dilleri ve çivi yazıları uzun süre yaşadı.

"Sümer inanışları ve mitolojisi, İbranilerin Babil sürgünü yoluyla Yahudi, Hristiyan ve İslam inançlarını etkilediği gibi Fenike-Yunan-Roma bağlantısıyla da günümüze ulaşmıştır."

Özel Not

Antik Yunanlılar çivi yazısını biliyor ve okuyorlardı. Örnek: İngiliz British Museum'da bulunan iki yüzlü, yani iki yüzü de yazılı tablet. Bir yüzü Sümerce-Babilce yazılı, diğer yüzü Yunan alfabesiyle yazılıdır. Bu tablet Babil harabelerinde bulunmuş. British Museum'da. (Babil bugünkü Bağdat'ın yakınlarındadır.)

Gılgameş MÖ 3. bin yıllarında yaşamış Mezopotamya kralıdır. Gılgameş Destanı, Homeros'tan 1400 sene önce yazılmış ilk edebî eserdir.

Homeros MÖ 8. yüzyılda yapılan Truva-Yunan Savaşı'nı anlatmış.

Tarkou (Tarku tanrı adı, Luvice).

Dolaptaki İskeletler, Homo sapiens

İnsanlar ilk olarak 2,5 milyon yıl önce Doğu Afrika'da "Güney maymunu" anlamına gelen Australopithecus adı verilen maymun cinsinden evrimleşti (yani gelişim, değişim).

Son 10 bin yılda türümüz gerçekten de dünyadaki tek insan türüydü. Bu insanlar Avrupa ve Asya'da evrim geçirirken, Doğu Afrika'daki evrim de durmadı. İnsanlığın beşiği Rudolf Gölü, insanı anlamına gelen Homo rudolfensis, çalışkan insan Homo ergaster, hiç de alçak gönüllü davranmayarak zeki insan adını verdiğimiz türümüz olan Homo sapiens gibi pek çok türe ev sahipliği yapmaya devam etti. (sf. 20)

Düşünmenin Bedeli

İnsanların diğer hayvanlara kıyasla olağanüstü büyük beyinleri vardır. 60 kg ağırlığındaki memelilerin ortalama beyin hacmi 200 santimetreküptür. Modern sapiensin ortalama beyni ise 1200-1400 santimetreküptür. Neandertal beyni ise daha da büyüktü. (s. 22)

Galatlar dillerini Hellenleştirdi. İsa'dan önce 3. yüzyılda Anadolu'ya gelerek Kızılırmak yayı ve Ankara'ya yerleştiler. Romalılar Galatlara Galyalı Keltler adını koymuş. Roma ve Hellen ordularında paralı askerlik yaptılar.

Antropolojik yapıları; sağlam vücutlu, savaşçı, uzun boylu, kızıl saçlı, yarı çıplak, iyi taş atan, kavgacı halk. Galatlar, Anadolu'daki sarışın, renkli gözlü insanların DNA'sıyla günümüze kadar gelmiş. İsa'dan sonra 1. yüzyılda Hristiyan olmuşlar.

YAHUDA KRALLARININ SOYU

Şemaya'nın oğlu Hattuş. Filistler MÖ 7. yüzyılda Girit'ten Gazze'ye göç ediyorlar. Doğrusu, Girit'ten Mısır'a saldırıya geçiyorlar. Fakat başaramayınca dönüp çöle gelip Gazze'ye giriyorlar. İsrail'i Asurlular ezdi. Ardından Babil Kralı ezdi.

HURRİLER

İlk defa MÖ 3. binin son çeyreğinde Anadolu'da rastlanıldı. Ayrıca Orta Anadolu'da Neşa'da, Karum yerleşmesinde çıkan tabletlerde rastlıyoruz.













20 Ağustos 2023 Pazar

SÜMER VE HİTİT ÇİVİ YAZISINDAN ÖRNEKLER

 























ROMA'NIN KURULUŞU VE ESKİ ÇAĞ BİLGİLERİ

 ROMA'NIN KURULUŞU:

Hatti Ülkesi (Anadolu) inde Çanakkale Boğazında bugün Hisarlık denilen yerde harabelerinden çıkarılan eski Troia  kenti prenslerinden Aeneas'ın sülalesi tarafından kurulmuş.

ROMA KRALLARI: İlk kral Romulus, Romulustan sonra Numa Pompilius, 3. kral Tullus Hostilius, 3.kral Tullus Hostilius, 4.Ancus Marcius.

             ROMA'DA ETRÜSK KRALLARI:

   1.Targuiiinius Priscus sonra yerine damadı II.Servius Tullius geçiyor. III.Targuinius Su Perbus kral oluyor.

Roma'nın Dili Latince, Hind-Avrupa dilinden İtalik bir daldır.Roma dahil bütün İtalya ve Akdeniz kavimlerinin müşterek tarihidir.

ROMA Cemaatini, Romalı Yapan "Roma Vatandaşlığı Hukuku"da MÖ I.yüz yılda büütün İtalya halkına verilmiş ve bunlar, böylece Romalı olarak devletin mukadderatına iştirak etmişler.

ROMA Tarihi: Roma kentinin tarihi değil, Roma İtalya ve bütün Akdeniz ülkelerinin büyük "cihan devleti" tarihidir. Roma sistemi şeklinde İtalya'dan dışarı çıktı. MÖ II.yüz Batı Akdeniz hakim

oldu. Ardından Doğu Akdeniz'e hakim oldu. MÖ 44 senesinde bütün Akdeniz dünyaya artık ffilen elinde bulunuyordu.MÖ I. Yüz yılda 600 'ten ta... Fırat boylarına kadar uzanan bir devlet olarak, Akdeniz havzasında ve tarihte ilk kez poiltik alanda bircilik (vahdeti) kurmuş oldu.Roma'nın Cihan Devleti 500 yıl sürdü. Fakat tamamen oluş zamanında hesaba katılırsa görülüyorki, bu devlete tam 1100 yıl devamla yaşama nasip olmuş.

       Doğu ROMA DEVLETİ (BİZANS) Merkez değiştirerek İstanbul(Costantinopolis) bütün kuruluşlarıyla devamı kabul edilirse ki (gerçek budur) Roma Devletinin hayatı binyıl daha sürdü.

Akdeniz de cihan devleti haline gelen Roma'nın eseridir. Avrupa hala onun yarattığı hukuk düzeni içinde yaşamaktadır. 

Roma'da etnik bir vahdet (biricilik) görülmeyen ülkede, kan üzerine değil, vatandaşlık esası üzerine burada herkes buna, Roma Vatandaşıyım hukuki birlik meydane getirdi.Sonra devlet kendi dilinin çevredeki hükümranlığı sayesinde lisan üzerinede biricilik kurdu.Tarihte ilk kez Akdeniz havzasında siyasi alan kuran doğu ve Batı Akdeniz dünya halklarını vatandaşlık ilkesi üzerine bir araya topladıktan sonra kültürel biriciliğe götürdü.Daha doğrusu Roma,Hellenistik kültürü, İtalya,Akdeniz halklarının verdikleri hisselerle yoğurmak suretiyle hellenistik ayrıntıda Akdeniz dünyasında kültür biriciliğini kurmayı başardı.rOMA, Batı dünyasında ve bugüne kadar,Helles yanında Avrupa uygarlığı ve kültürünün ikinci kaynağıdır.(kay:Dr.Halil İnalcık,DTCF)  

                

            ETRÜSKLER VE TÜRKÇE:

Etrüskler İtalyan halkı değil Anadolu veya Ege'den Friglerin deniz yoluyla kovduğu Anadolu halkıdır.

ETRÜSKLERİN Antropolojik Yapısı; geniş omuzlu, kalın boyunlu, kocaman top kafalı (brakisefal)ve küçük boylu insanlar. Bu tanım resimlerde dilleri Anadolu türkçesi onun için Atatürk'ün dediği gibi türkçedir. İtalya'ya kent hayatını sokan Etrüskler yani Türklerin ataları denebilir. Arkeolojik buluntulardan Etrüsklerin MÖ 10..Yüz yılda daha sonra da MÖ 8.Yüz yılda olmak üzere başlıca iki göç halinde İtalya Yarım adasına gelmiş oldukları anlaşılmakta. MÖ I.binin başlarından itibaren İtalya'ya gelen Etrüskler yarım adanın batısında Tiber Irmağı ile Arnus Irmağının sol sahilinin arasında kalan Toscana adını alacak yere çıktılar.Etrüsklerin doğruca buralara gelişlerinde belkide buraların madenleri bilhassa bakır bakımından zenginliği rol oynamış olabilir. Belkide gemici ve savaşçı kişiler olarak buralara gelen Etrüskler kurdukları eski halkı kendilerine bağlamışlar veburaların efendileri olarak beraber yaşamışlar.(kay: dr. prf. Halil Demircioğlu C.I,s.16-17)

   

                SUMERLİLERİN ASIL YURDU:

MÖ 4.binin ortalarında Mesopotamya'ya geldikleri kabul edilen Sumerlerin asıl yurtlarının neresi olduğu kesin bilinmemektedir. Mesopotamya Sumer,Babil, Asur,Akad,Elam ve Arami gibi eski ve büyük uygarlıkların doğduğu ve geliştiği uygarlıkların coğrafi sınırları ise güneyde Basra Körfez. kuzeyde güney-doğu Toros Dağları,Doğuda Zagros Dağları, Batıda Suriye çölü ve Arapistan çölü ile çevrilidir.

Asur Bilimci Yahudi soylu Meyer diyor ki Sumerler dini, Samilerden öğrendiler. Ayrıca Sumerde eğitim paralı idi.

SUMERLER MESOPOTAMYA ya Bahreyn'in  İNCİ Adasından geldiklerini. İnci Adasının Mesopotamya'ya ni Sumer kültür merkezine yakın Alman Yahudisi Lands Berger. Birde Sumerlerin anayurdu Orta Asya diyen, Çek bilgini Hrozny'dir. Sumerler kendilerine "Kengerler" diyorlar Sumerler kara kaşlı,kara gözlü. Birde saçlarını ve yüzlerini traş ederler. (kay: Muazzez İlmiye Çığ, Sumerli LU Dingirra).

               

            DOĞU'NUN PREHİSTORYASI:

Medeniyet, kent hayatı, yazı, yasa matematik büyük nehir vadilerinde Nil,Dicle, Fırat,İndus'da doğmuştur. Sumerler genelde Babil'de uygarlığın kurucuları kabul edilmiştir. Dicle'nin doğu yamaçlarında konuşulan ELAM'ın anzanit tipindeki dillerine has sonu kerteye benzemekte. Buiçeriği iyi anlaşılmayan grub için Yafes adını teklif etmişler.Ne Sami, ne Sumerli olmayan ve teninin yani derinin beyazlığı ile Sumerlerden ayrılan halk kitlesi, eski dönemde Zagros'un batı platolarındaSubarlar adını verdiği ve Spaiser'in anladığı üzere dillerinin Yafesi olması mümkün olan halk kitlesi yaşamıştır.Sonuçta 1930 yılında Almanlar, Tevrat'ta "Erek"diye geçen Warka'da çalışmalara başladılar.Bu uygarlığın üç bin prehistorik safhasını çıkardılar. Bu uygarlığa "Erek adını Sumerce şekline bakılarak Uruk devri adı verilmiştir.Sumer'in ilk sakinleri dışarıdan gelmişler.Çünkü bölgede koyun ve keçinin serbestçe otladıkları buğday ile arpanın yetiştiği alanlar,arkeologların incelemedikleri güney ve batı çölünden gelmişler. Tarih Babil'in güneyinde başlıyor. Bu bölge iki nehirarasında olan vadide üç bin yıl hüküm sürüyor.Dinin, hukukun ve fikirlerin dünyasınıve sanatın sumerin adı verilenuygarlığın beşiğidir. Sumerler ulusal benlikleriini kaybettikten ve dilleri öldükten sonra kurdukları uygarlığın yapıcı ve ÖN ASya'daki komşularına kendini zorla kabul ettiriyordu. Doğunun ön tarihinin başladığı yer,tarihten prehistoryaya geçiş Ur,Uruk,Erek,Lagaş(Tillo),Şuruppak ve Kiş'te örneğin ninova ve Susa'dan bin yıl önce olmuştur.Sumerler prota çölde ve sazlıkta,bataklıkta bitmeyen hububatı çoktan ekip biçiyorlardı. Prota Sumerler tuğla yapmasını biliyorlar ve yapıyorlar. Prota Sumerler "ölülerini" uzunlamasına gömüyorlardı.Sumerlerin erkekleri uzun ve arkaya yumru şeklinde toplanmış uzun saçları vardı. Ve bıyıklarını traş ediyorlardı. Uruk, İbranice Erek'in Babil şekli. Bu adı koyan Alman bilimcileri.(kay: V.Gordon Childe, İngiliz.TTK) 

                 

            MESOPOTAMYA DÜNYASI:

Yaklaşık MÖ 3000 yılında, Kiş,Eridu, Nippur, ve Ur gibi bazı Sumer kentleri.

İLK İMPARATORLUKLAR: Sargon ve Akkad imparatorluğu.

AMURRULAR: UR İmparatorluğunun  güney sınırında verimsiz çölde bir grup göçebe yaşıyordu. Koyun sürüleri besliyor ve bu hayvanların etleri ile yünlerini buğday, hurma, alet ve silah karşılığında satıyorlardı.

Bir Dönemin Sonu: Yaklaşık MÖ 2006 yılında imparatorluğun parçası olan Elam adlı krallık Ur'a saldırdı. Ve onu yıktı.

ELAM: Başkenti Susa ile Dicle nehri ve Zagros dağlarının arasında bulunuyordu. Elam Kültürünü MÖ 4000 yılına kadar geri gitmektedir.Sonuç: Pers işgaliyle Elamlılar yok oldu. Sumerce bilen halk Elamlılar.

              SUMER Tanrıçası İnanna'nın kardeşi olan DUMUZİ kraldı. Dumuzi sözcüğü zamanla"ADEM'e doğru evrilecektir. Mesopotamya'da Sumer egemenliği yerini "Semitik uluslara" bırakınca İNANNA-DUMUZİ çiftinin yerine farklı uluslar için farklı adlar almıştır. İnanna, Marianna'ya Meryem Meryem'e dönüşünceye değin bir çok değişik adla anılmıştır.

Sumerlerin Bereket Kültü İnanna: Sumerler, Mesopotamya'da MÖ 3200'lü yıllaarda yazıyı kullanmaya başlamışlar.İnanna,Sumerlerin aşk ve savaş tanrıçasıydı.Ay tanrısı Nanna ile Gökyüzü tanrısı Anu'nın kızıydı. Akkad ve Babil'de ona İştar derlerdi. Btaı Samilerde Astarta, Roma'da Venüs adlarını aldı. Adına yapılan tapınaklarda, Onun yerine s.x görevi yapmak için Sumer'in en saygın kadınları yarışırdı.Bu bildiğimiz anlamda porni değil, bereket ve çoğalmayla ilgili dinsel olaydı.

                

            SUMER,BABİL VE MISIR'DA KIYAMET-DİRİLİŞ: 

Sumer-Babil tabletlerinde veTevrat metinleri arasında "ölümden sonra yeniden dirilme konusunda tam benzerlik görülmektedir. Ama her iki medeniyet kurucuları halk, kıyameti veyeniden dirilişi inkar etmektedir.

Sumer ve Babil Halkları öbür dünyayı karanlık ve korku dünyası olarak görürler. Oraya giden insan bir daha oradan çıkamaz. Sumer Tanrısı, Tanrı Nırgal'ın hükmettiği bu dünyaya yer altı dünyası adını verirler. Ve bazende ölüler kenti adını verirler. Kısaca Babil ve Sumer inancında cennet, cehennem yahut nimet ve azap inancı yoktur. Bu Sumer-Babil halkı uykuyu ölüme en yakın örnek kabul ederler. Ölünün EDMU adlı koyu gölge şeklinde olduğu düşünülen ruhu ölüyle beraber aşağı dünyaya iner, dini ayin ve törenlerin yerine getirilmesi sırasında  onunla birlikte orada kalır. Eğerbelirlenen şartlar yerine getirilmezse, bu koyu "EDMU" yer altındaki ölüler, ölüler dünyasından çıkıp kötü ruha dönüşerek; insanlara zarar verip kötülük ederler. EDMU adı verilen ruhun,ruh dünyasından çıkıp gelmesini önlemek için defin uygulamasını dini kurallara uygun olarak yerine getirme konusunda  titiz davranırlar. Cezanında ödülünde bu dünyada olduğu konusunda ki benzerlik Babil kaynaklarında ve Tevrat'ta açık şekilde görülmektedir. Sumerler, Fırat Nehrinin bol su kaynaklı "APISO"bölgesini kutsal cennet olarak adlandırmış.(kay: Muzaffer Tunç, ,Eski Çağda, Türkiye'nin Hatırlattıkları yıl,2018)

                ZAZALAR: Zaza kelimesinin kökeni, Sumer tabletlerinde rastlanır.Tevrat'ta Yaramnel'in iki oğlundan birinin adı"Zaza'dır. Asur KralıŞemşi Adad'ın zamanında varlar.(kay:M.tUNÇ,Eski Çağ da Türkiye'nin Hatırlattıkları)

               

               URUGAKİNA VE HAFGADA KİTABI: 

a- Sumer Reform Kanunu Musa'nın getiirdiği kitap Tevrat kaynağını yahudilerin köklerinin uzandığu  Mesopotamya'daki hafgada kitabındaan alır. ON EMİR'de Uragakina ve Hammurabi yasalarına dayanır.İSLAMIN uyum sağladığı Musa inançları Hrıstıyanlığıda etkiledi. Hammurabi öncesi kanunlar. "Hz.Musa Sumer, Asur, Hititlerin kullandığı çivi yazısını biliyordu.

Hammurabi Öncesi Kanunlar... a-Urugakina reformları. b-D ur-D Nammu kanunları. c-Lipit-İştar kanunları. d-Hammurabi kanunları.

                İNDUS VADİSİ: Yaklaşık MÖ 2500 yılında İndus Vadisinde gelişmiş,bir kültür vardı. Sumerliler bu kültüre Meluhha diyorlardı.

Hind Avrupalılar, Hind-Avrupa, bir grup antik ve modern dili tanımlayan bir terim. Bu dilleri konuşan insanlar,yaklaşık MÖ 2000 den önce Avrupanın güneyinden ve Rusya'dan Orta Doğuya ilerlemeye başladılar. Bu gruplardan ikisi Mitanniler ve Hititler. 

             YENİ BABİL İMPARATORLUĞU: Kısaca Asur'u MÖ 625 de Kaldeliler yıktı.Kaldeli lider Nebopolassar,komşusu Medya halkıyla ittifak kurarak Asur İmparatorluğunu yıktı.

GILGAMEŞ PROJESİ: Uruk Kralı, Gılgameş dünyanın akıllı insanı Uruk" En iyi arkadaşı Enkidu ve NUH tufanında sağ kalan arkadaşı Utnapiştin idi.(kay:Sapiens, Yuval)

             TARİHTE İLK PARA: Yaklaşık MÖ 3.BİN lerde Mesopotamya'da ortaya çıktı. Bu para gümüş şekel 8,33gram gümüş.

             KONYA KARAHÖYÜK HİTİT Kenti; yani başkent. Konya Hititlere başkentlik yapmış.Kentin "Luvicede ki geçen adı "İkkuwania'dır.

             YAZILI KAYA HİTİT DİNİNİN BAŞ TANRILARI: Teşup ve Hepat. Hava Tanrısı Teşup, Hurri ve Şerri adlı iki kutsal boğasıyla birlikte. DAĞ TANRILARI Nanni ve Hazzi'nin Tanrıça Hepat ise parsın üstünde canlandırılmış. Hepat'ın arkasında duran oğlu Tanrı Şarruma ile beraber kutsal aile oluşturuyorlar.(kay: Zamana direnen Hattuşa Broşürü)

                HİTİT Dilinin Kısa Tarihi ve Diğer Hind-Avrupa dilleriyle akrabalık ilişkisi:  Dünyada bie sürü dil grupları var.Çekimli dillerde kelime kökü değişikliğe uğrar. Bu gruba, Hind-Avrupa dilleri ile Afro-Asyanik diller girer. Af-Afranik dillere Hamitik(Mısırca) ve Semitik diller dahildir. 

 Eklemli dillere (Agglutination) Sumerce,Türkçe,Elamca,Hurrice, Fin-Uygur(Ural-Altay), Moğolcadilleri dahildir.


               ÇİVİ YAZISI NASIL ÇÖZÜLDÜ:

Yazıyı çözen öncü yazı Eski Persçe ondan sonra Elamca ve Babilce. Bu üç dilli yazıtlar Ahamenid kralları dön. ait. Yazının çözümü Rawlinson'un on yılını aldı.Sankritçenin, eski Persçeyle ilgiisi var. Bu yakınlık kelime anlamlarını ve gramatik özellikleri bulmasına yaradı. Ahamenid kral listesinde300 den fazla işaret var. En son 790 satırlık 8 yüzlü"kil prizmayı" çözmeye başladılar.Örneğin sesli sessiz harflerin bir arada yazıldığı heceleri tesbit etti.En son 1906 yılında Boğazköy'de çıkan "on binlerce tablette eski Babil sistemi kullanılmış olduğu için kolayca okundu. İlk okunan "NINDA.an.ez. za.at.te.ni.  -WATARNA. ekut.te.ni" diye okuyan Çek bilgini Hrozny.( Bedri Hrozny kim:1914-1915yıllarında Avusturya ordusunda subay Osmanlı coğrafyasında bulundu ve Çivi yazısı olanHititçeyi çözdü. Hititolojinin önemi Anadolu . Çünkü malzeme Anadolu içindedir.Onun için önemlidir.(kay: Eski Çağ Bilimleri Enstitüsü)      

 Roma'nın Dili Latince, Hind- Avrupa dilinden İtalik bir daldır. Roma dahil bütün İtalya ve Akdeniz kavimlerinin müşterek tarihidir." Roma cemaatini, Romalı yapan "Roma Vatandaşlığı Hukuku" da MÖ I. yüz yılda bütün italya halkına verilmiş ve bunlar, böylece Romalı olarak devletin  mukadderatına iştirak etmişler.

ROMA TARİHİ : Roma kentinin tarihi değil, Roma, İtalya ve bütün Akdeniz ülkelerinin büyük  cihan devleti tarihidir.

ROMA SİSTEMİ ŞEKLİNDE İTALYA'DAN DIŞARI ÇIKTI. MÖ 2.y.y da Batı Akdenize hakim oldu. Ardından Doğu Akdenize hakim oldu. MÖ 44 senesinde bütün dünyayı artık fiilen elinde bulunduruyordu. MÖ ı.y.y.kuruluşundan 600 yıl sonra Atlantikten ta... Fırat boylarına kadar uzanan devlet olarak, Akdeniz havzasında bircilik (vahdeti) kurdu.

ROMAN'NIN CİHAN Devlet. 500 sene sürdü. Fakat tamamen oluş zamanıda hesaba katılırsa görülüyorki, bu devlete tam 1100 yıl devamla yaşama nasib olmuş.

             RUM: Hellen dilindeki Romaios'lar Yani Romalılar sözcüğünün doğu halklarına uydurulmuş biçimi. Bzans vatandaşı " ben Bzanslıyım demez Romalıyım dermiş.

             HATTİLER MÖ 2500 ile 1700 lü yıllarda Anadolu'da yaşamış. Örnek: Ankara/Gölbaşı; Oyaca beldesi. HATTUŞA: Hitit İmparatorluğunun başkenti. Tarih MÖ 1650-1200)

MÖ 1270 yıllarda uluslararası andlaşmalar imzalamış. Boğazköy,Frg,Hellen ve Roma döneminde yerleşme devam etmiş. Dünyanın iki süper gücü Hititler ve Mısırlılar.

            ANADOLU'NUN BİLİNEN EN ESKİ ADI: HATTİ ÜLKESİ: a- Mısır rölyeflerinde Hattili askerler iri ve kavisli burunludur. 

            İzmirli Homerros'a göre, iri yapılı, uzunca geniş yüzlü,yuvarlak top kafalı, geniş omuzlu sannatçı ve inatçı halk. MÖ 2300 lü yıllarda Anadolu'ya Hatti ülkesi deniliyordu. Sanatçı olan Hattiler yazı bilmiyorlar. Ama zengin halk yumuşakbakırla, kalayı karıştırıp tunç dökebiliyorlar. Altın gümüş takılar yapıyorlar.Kabartma(rölyef) heykeller yapıyorlar Homeros'a göre Odeyssala adlı eserinde anılar Kete halkından söz ederken, KETE'lerin Hattili ya da Hititli olabileceğini yazar.



                             YUNAN ALFABESİNİN KÖKENİ

           Yunan alfabesini, Mikael Ventris tarrafındaan çöülmüş Örneğin, Herodota göre (ünlü yunan tarihçisi), Yunanlılar yazıyı Fenikelilerden öğrenmişler. Yine örneğin, sesli harfi bulunmayan Fenike alfabesindeki bazı harflere sesli karekter kazandırmışlar. Ve bu alfabe ile ifade edemedikleri bazı sesleri göstermek üzere alfabeye bazı yeni harfler eklemişler. phi,khi ve psi gibi.  TARİHTE İLK PARA; madeni para MÖ 640 yılında Lidya Kralı Alyettes tarafından Türkiye'nin batısında basıldı.


             AKALAR: Anadolu ve Avrupa karışımı halk. Akalar, Yunanistan'a  kuzeyden değil, güneyden girmiş olabilir.(s.66 Ege ve Yunan Tarihi) Akha (Myken) MÖ 15.yüz yıla ilişkin tabletleriyle belgelenen Akha Lehçesi eski Yunancanın arkaik formudur.

      IONYALILAR (İON), sıf. Ionıa +iona ile ilgili,ioniali "Ioves" Ionlar, Hellenlerin 4 ana boyundan biri, özellikle Ionyalılar Hellastan gelerek Batı Anadolu'ya yerleşen ve bölgeye adllarını verev İonlar.

"IONIA"(dişil) Batı Anadolu'da Ionların yerleştiği bölge. (s.336). 

ION: Tüm Hellenlerin ortak mitolojik atası Hellenin oğlu. (kay: Ege ve Yunan Tarihi)

GİRİTLİ Ana Tanrıça Rhea. Yunan tanrılarının anası olan Rhea Girit kökenlidir. Gök tanrısı Kronos ile evli olan Rhea, Zeus'u Girit'te mağarada doğurur.


         BİNG BANG VE TANRI

Zamanın başlangıcı evrenin yaradılışıyla beraber tesadüftür.Zaman bir boyuttur şaşılacak tarafı yok. Uzay-zaman teorisi böyle söyler. Önceden var olan bir varlık tarafından oluşturulmuş olması gerekiyor. Sonuç Tanrının kim olduğuna ve ne olmadığına ilişkin Tanrı anlayışımız için çok önemlidir. Bize yaratıcının üstün olduğunu Evrenin sınırlarının ötesinde çalıştığını, 

Tanrının Evren olmadığını veya Evrenin Tanrı'yı barındırmadığını söyler.(sf.41) Eğer Bing BANG teorisi doğruysa.Tanrı Evrenle aynı şey değil. Ve Evren Tanrı'yı içermez. Steven Hawking yaratılışın gerçek noktası,şu an bilinen fizik yasalarının anlama gücünün dışında yatar. MIT 'den (abd'de ünlü okul) PROF.Alan Guth "Yaratılış anı açıklanamaz olarak beklemektedir." demekte.

Hawking: Evrenin büyük patlamayla 15 milyar yıl önce başladığıyla ilgili çok iyi kanıtlarımız var. Nasıl biteceği hakkındaysa  belirsizlik mevcut, amason gözlemler Evrenin sonsuza kadar genişleyeceğini destekliyor.

Havking:Dünya oluştuktan bir süre sonra 4,5 milyar yıl önce dünyada hayat başladı...

Altıncı hisse,ruh dünyasına inanıyormusun Hawking: Kendi 6.hissime inanmıyorum, eğer fazladan hissederek algılamayı kastediyorsanız? Benim Evrenin matematiksel kanunlarla yönetildiği inancıma tamamiyle çelişir. Ruhsal değerler fiziksel Evrenin farklı kategorisine ait.

Hawking Stefen:Tanrı'ya İnanıyorum diyor.  EğerTanrıdan kastınız Evreni yöneten kanunların cisimlenmesiyse, içindeki şans ve şüphe elementleri yüzünden Eistein(Ayıştayn) kuantum mekaniğini asla kabul etmemiştir.( kay:Stefen Hawking, Dahiler Seti)